ruhun üzerine mükedder bir akşam gibi inen
bu şiiri ben çattım
ben çattım bu şeyda nakşı atların sağrısına
susmuşken türküsünü böğrüme saplayan yağmur bile
ben sardım o kırmızı mendili boynuma
yağlı ilmek yerine
yumruğumu sıksam ay tutulurdu
ay karanlığı tutup kalbime sokulurdu
oysa sen avucunu uzatıp ahirzaman falcılarına
sorardın nerde yangın nerde rüya
işportacılar apansız sokaklara dağılırdı o an
yaşamın ara sokaklarına çarparlardı yürek yürek
elleri ellerime karışırdı kim ki o kendine hasret
Oysa sen sorardın falcıya gözlerini yumup da mor sancılara
sorardın hep hani Romeo hani juliet
suskun bir öğle sonuydu filizkıran ertesi
kırıp gittin kaburgamın emanet yarısını
duymadım ne bir hicazkar diz boyu gecelerde
kalbim şehrin ayazında tiril tiril kelebek
falcıdan yana bir kuru teselli kaldı masalımıza
kelebekler kan içre örer kozayı
sabret
demek yine hafakan
demek yine zulmet