Fatma Çolak

Unutulmuş Denizlerin Ağrısı

darkapı’dan geçmedim, geniş bir gök bağrımda ayırdında değilim ilk taşı fırlatanın kuşları severim ben, adımı bilir kuşlar elleri bana benzer çağrılmaz şölenlere raylardan korkusuzca geçen kara çocuklar. hünerimdir aşka bedel bir kavgaya tutuşmak tutuşturduğum şehrin çarpılmış simyasıyla ne kadar zorladımsa…

Sadre Şifa Olmayan

bir şey burkulmuyor mu ev gezmelerinde akşam bültenleri ve asayişe adanmış suratlar tedirgin edince çayların hanım hanımcık kırmızısını ve gelip gelip aramıza oturduğundan sebep hüznü gözlerini deniz tuzu ile ovan bir mahkum anasının şöyle ağzımızın tadıyla iki çift laf edemeyince…

Hezeyan

vitrin mankenleri üşümüyor geceleyin sancılanmıyor hiçbir otobüs azgelişmiş hayatlar ezilince altında ve Musa hasretini emiyor aylar boyu emekli kuyrukları Kızıldeniz uğultusu nabızlarında kuşlar değdirince kanatlarını kentin madeni yağmurlarda gövermiş medenî ilahlarına ekranda son dakika havadisi: bir yangın başladı yurdumuzda tâ…

Sans Fin

yırtık bir rüzgar gülünü anıyor kalbim ve kulaklarımda çınlıyor bazı derin akşamlar giderken yakana taktığın karanlık kimbilir diyorum öleceğim aklımda bir denizin gözleri ve adınla bileylenmedikçe eskiyen ıslık saçlarımı güz yağmurlarıyla yıkardı eskiden şimdi bir bankada memure olan annem gülhatmi…

Darağacına Yuva Yapan Güvercin

kaptan’a yalnız gel ucuz fotoromanlar getirme ezberinde yüzümü sıvadım bak bu kırık parmaklarımla tutunarak bir rüyanın en emniyetsiz yerine geleceksin diye bak bu bir tabak dolusu turunç masamın ortasında dünyanın ortasında yalnızlığın bu ömürsüz çiçeği: kalbim, sürgün kendi hikayesinde. yağmurla…

Solo Şarkılar

Bazı bazı ağlarım güz vurunca kıyıya Düşerse menekşeler karanlığa, ki ağır Devlet ferman eylemiş durmaz artık ebabil Aynalarda pek yaman bilmeceler saklanır Ve kirlenir kalbimi kararttıkça sokaklar Ferahlık balkonlarda unutulan mevsimdir Elbet güleç teyzeler sessizce yün eğirir Akar çünkü koynunda…

Söz Tutulması

Gözlerine bir müfreze pusu kurmazdan evvel Çığırdığım türkülerde adın geçmiyor diye Yeniliyorum diye daim her yaprak dökümünde Kanardım, kanamak ağulu bir simya mı Sormalı derdim onu yedi dağın bilgesine /Yedi dağın, bilgesi bana kervankıranı anlat O ifrit sokakların açıldığı dehlizi…

Devran Siyah

ve…gün doğudan yüz çevirdi aydınlık albasması bir burgaçla tıkandı aşka kafiye görklü mevsim salkımı sadağımda güz iken sende sana yabancı hepsinde yanık tortu bir yapışkan sağanak delik deşik kuponlar havada kan kuşkusu kurşunlara gelesi o aşk kimleri yoklar hangi bankta…

Kanamalı Fotoğraf

orda dur! küpeşteye çekilen ölü bir kılıçbalığınınkine benzemesin gözlerin çünkü bir zamanlar hani aşkın sabra güvey olduğu zamanlar elvan iklimlerin gül salgınları hâreleyip geçtiğinde kalplerimizi canımız uzak yolculuklar çektiğinde bize sisli mercan adalarından masallar taşıyan sendin. sıranı savdın gayrı asfalt…

14 Dize

saçınıza sokulu bir fiske gece içimde âmâ telaş, tanışıyor olmalıyız sizinle kapınızda sürme yok rüzgar söyledi düşlerinizse mühürlü fermanlara konaklar bu yağmuru besbelli siz çağırdınız kirpiğiniz ucunda asılı bahar buğday serpmeseniz de oluyor demek şarkınıza uçup geliyor kuşlar çıplak yahut…

Veyl

ırmaklara gömülü filistin saçlarımdan aparılmış bir iyimserlikti yaşamak kelimesi mavi bir kuş idim kanaviçe işlemelerde akşam sefalarında bir uğraklık gece sapan taşlarını küstürünce oldu her ne olduysa bu şehre yatmadan evvel ruhunu soyunan adamlar hatırlayarak o şeffaf haminnelerini başladılar körebeye…

Demek Yine Hafakan

ruhun üzerine mükedder bir akşam gibi inen bu şiiri ben çattım ben çattım bu şeyda nakşı atların sağrısına susmuşken türküsünü böğrüme saplayan yağmur bile ben sardım o kırmızı mendili boynuma yağlı ilmek yerine yumruğumu sıksam ay tutulurdu ay karanlığı tutup…

Tünelin Ucu

biliyordum yağmur buralı değil biliyordum ya yine bekledim tanıdık bir istasyonda boyuna tanımadık yolcularını kalbimin biliyordum hırpani saçlarımda uçurumlara sebep bir sonbahar firarisi deniz diplerinden şiir çıkarıp ay ışığında dalgaları eğirir su verdiği vakit şakayıklara yaprak eğilir ellerine ben eğerim…

Buğulu Pencereye Lalezar Haritası

geceye hazırım bir ala geyiğin vurulduğu o ana silme gökyüzüne demir attığım’çün aşk sokulur marşlar söylemekten tarazlanmış dilime tütün kokulu acılara eyvallah diyerekten çakı gibi tabutların ıssız törenlerinden bir başıma geçerek buğday başaklarını ve rüzgarı dul bırakan serüvenleri ısıtır ve…

Sana Benden Sorarlar

Evet! “Acı duymak ruhun fiyakasıdır.” dudağımda ferhadın gürzü aynalarda kakışlanmış martılara diyet ödeyen yazgım bir muska rahatlığıyla sırrolur ancak asırlardır eskimeyen yağmurları göçmen uykularımın adımdan gayrısını uğurladım kusursuz yalnızlığıma bir yürek koptu dağlardan haykırarak ırmaklara saplandı şiirle ovulan gecelerden kalma…