Evet! “Acı duymak ruhun fiyakasıdır.”
dudağımda ferhadın gürzü
aynalarda kakışlanmış martılara diyet ödeyen yazgım
bir muska rahatlığıyla sırrolur ancak
asırlardır eskimeyen yağmurları göçmen uykularımın
adımdan gayrısını uğurladım kusursuz yalnızlığıma
bir yürek koptu dağlardan haykırarak ırmaklara saplandı
şiirle ovulan gecelerden kalma yara izini gül ile dağladım
el verdim bahar dalına birden kana boyandı
sipahiler ağır aksak döndüler seferlerden
alnımda mağlubiyet tacım buldum o saat/hükmüm kapıma dayandı
ve beni vurdular acı tohumlara gebe rüzgarlarla peçelenip
o hoyrat süngülerinde düşürülmüş bir payitaht selamı
yüzleştim incitilmiş lügatlarla yatağıma aküm sonra ille mavi
yakama yapışan her harf bir ötekinden beddualı
çokça othello evleri dalayan sustalı gecekondu sevdaları
ve uzlet rehinelerinin iğde mevsiminde daha da esmerleşen alınları
çapraz ateşe tuttular kalbimin ehramını/fünye patladı
ben hiç ama hiçbir zaman tiryaki olamadım dostum
bol kesimli hayatların ucuza kapatılan umut denklerine
denk düşmedi kelimelerim
saçlarına üşüşen toz kanadı ejderler pusu kurdu kavgalarıma
bir yemine tutturuldum efsanevi ravileriyle aşkın
ben ne kenan ilinde kayboldum
ne görklü bir rüyaya bağışladım azadlığımı
ağzımda giderayak tortulanmış çarmıh provaları
vaftiz edilmemiş şarkılar kaldı
bir de kala kala
şimdi ruhun mukaddimesi gülkurusu hüzünlerden kinaye bir nokta.