I.
ins sessiz
bekleyişte
açtı gönül kapılarını
bir gül mevsimi
söylene gelen türkülerd
emecnunun leylasına öldüğü gibi.
kararmıştı gelen
korkuların ızdırabını yaşamış anlaşılan bu vakte kadar
ins tanımıştı herşeye rağmen
unutmamıştı neler getirdiğini
her yıl sessiz ve ıssız gidişinden
sonra başlamıştı anlatmaya
her şeyi en ince ayrıntısına varıncaya dek
göğün etrafına ellerini germiş
yer üstünde bir krallık kurmuştu
açıkladı
anlaşılmadı
ins cevabını sordu aradı çaldı
sakladı
onunla kalbinin anlamsızlıklarını aştı
sonra yağdı
sözcükleri hapsetti köleliğe
kire,
karaya korkuya dair….
avuç içinde
tanrının vadettiği
rahmeti sundu
mağfireti anlattı
peygamberlerin gecelerini gündüzlerini
kurtuluşu haber verdi
hızırın düğününden söz eder gibi
anlıyordu ins
asır asır
tanrıya ait zamanları hangi takvimlere terk ettiğini
tanrının ins’e sunduğu: en erişilmez
gecelerine gizlediği dualar gibi
ince beyaz narin
vazgeçilmez
dönülmez
O’na ait
apaçık aşikar söylenmez
II.
bir hızır bitti
yılın en güzel ayında
içinde salkım salkım rahmet yağdırılan
hicretlere vardıran kargaşalarda
bir duayla
sonsuzluğun muştusuyla
bir hızırr bitti
asrın en güzel satırlarında
ins çiğ yağmurlarında durdu
çiğdemlere daldı
kuşandı tanrının yasalarını
sığındı ins
mağfiretin sunulduğu peygamber kucağına
cennetin saklandığı
anne ayağına
III.
bahar solmuş
gezegen kara
bir dut gecesi
ins gözlerinde ağlıyor sevgilinin
anlı işaretli çocuklara benziyor
yol alan adamların
sonsuza yolculuk coğrafyaları
bekliyor
dinliyor
görüyor
ağlıyor savaşın saklanmış ağıtlarına
bir rahmet asrında
vurulan peygamber topraklarına
içi buruk
rahmet duruk
yıldızlar kayık ve ağıtlık
ölüm
emir geziyor
dur diyemeksizin
sancı çekemeksizin
ins
ağlıyor hızıra
rahmetin sunulduğu asırlar asrında
bir kurşun çerçevesinde geziniyor
durmuyor kanların kırmızılığı
yolculuklarda
çatık ağlamaklık
sonsuzluk
IV.
yorgunluk
içinden çıkılmaz bir kış
ve
gelinciğin ızdırabı
içinde yakamozlar
ins
bekletmede
tüm kapıları açılmış ve nur oluk oluk
yeminler etmekte
hızır
bir daha terketmemeye
ins içinde
bir hızır
mağfiret asrında duasız geri dönmemeye
V.
rahmet
rahmet
mağfiret ve mağfiret
merhamete açılmış gönül
ağlamakta
hızırla
ins
kurtuluşa
susamakta
VI.
ins…
“dur hızır
gitme
son dualarımı yazıyorum sana
avuçlarımda sakladığım yeminleri
görmedin daha dur bekle ölüm gibi
sırrını sakla gönül dünyamda
düşlerimde duyduğum haykırışları ilet
kalbimden kalbine bir bağ kur
savaş içinde
inlet
dinlet
afgan türkülerini
cennet adında köşklere kurşun serpiştir
kışları olmayan coğrafyaya
kar yagdırmaklık diye
rahmet
rahmet ve rahmet
rahmet ve ötesi
ciğ gibi
tüm yerküre ins ile dolu
insin içinde yerküre saklı
göğün kutsallığı bundan olmalı
savaşa uzak rabba yakın
dualar okunmalı
aşklar yaşanmalı
VII.
dua…
“sayımlık vakitler var
umuda
kurtuluşa asırlar kaldı
soldu
ellerime bırakılan gül
kaybolur gibi yetişir
nehirleri İçime gömen hızır
‘erir gibi dirilir
asrın ruhu avucumda
senin adın sevgili
diğer avucumda”
VIII.
hızırın son dediği:
-bin aya sığın
bir geceyle
kurtuluşa adımlar kaldı
hicretin göbeğinde deryalara susa
içinde kaynayan volkanlara rahmet dile
kurtuluşa bin
gemiyi terk etme-
(ins
eremedi kurtuluşa
eremeyecekti de
Afganistan eremedikçe
Çeçenya eremedikçe
Kudüs ve Aanadolu eremedikçe kurtuluşa)
hızır
terk etti
ağlıyor
gülüyor hızır
bizden
asrın diğer ucuna
ağıtlar götürüyor
merhamet aşk ve sulh
umuda bağlandı
umud hızırın dilinde şarkı
insin yüreğinde şiir
benim hayatımda savaş kaygısı
bu günün öyküsü