Oturmuşum Kendi İçime, ve İçimde Bir Eylül Seğrimesi

I.
Oturmuşum kendi içime, gül topluyorum kül dalından,
Gece ayazından ürperiyor aytaşı, onu gölgeliyorum…

Kaleiçi gibi savunulmuş gözlerim, dışarda erik ısırığı-
-tadında bir bahar ağıyor, can ağrılarıma.

Denektaşım anlamıyorken acılarımın gümüş yapraklarını,
Mermerler sağır ve dilsizdir özlemin çağrılarına,
Avunmakta kuyularım sel sularıyla
Dönenirken içimde bir eylül…

II.
Sesinin ahengi çarpıyor sözevlerime,
Sınırsız bir bahçe oluyor o an yaşmağın.

Kapımda sütleğen rengi bir çığlık, teslim alıp gidiyor
Yanardağını kalbimin… ki kalbim mısralarımın-
-çıkmazıdır ve beklemek; çöle kar yağışını izleyen
Bir alıntıdır, durmadan geceye dipnot düşen…

III.
Kadim bir şehrin yalnızlığındayım, yüzler kalabalık,
Şehlâ bir kafiye gibi gölgeler dağınık.

Sınırlar çökeliyor şimdi yanıbaşımda
Ve aşımda geçmişin zehrini perdeliyor,
Acemi bir ustalık;
Eşsizliği; Gülhatmi bir rivayet oluyor
Ve yayılıyorum Simurg’un yedi göğüne.

Bu yazıyı paylaşın