19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nde hemen hemen iki yüz sayfa (192) ve diğer edebiyatçılara nazaran en çok yer ayırdığı Abdülhak Hâmid Tarhan için Ahmet Hamdi Tanpınar: “Ona her zaman bir zengin madene dönülür gibi dönülecektir.” demiştir.
Gerçekten de hayatında vefatından sonra hep unutuldu, unutulacak, okunmuyor, yeni nesillere hitap etmiyor denen Hâmid, şöyle bir geriye baktığımızda gene Türk edebiyatının hakkında en çok yazı yazılan, en çok kitap hazırlanan, en çok tez hazırlanan, en çok haber çıkmış yazarlarının başında gelmektedir.
Ahmet Hamdi Tanpınar, büyük bir sanatkâr yani şair ve yazar olmasının yanında aynı zamanda büyük bir ilim adamı ve edebiyatçıdır da. Yazdığı edebiyat tarihi bugün bile aşılamayan bir çalışmadır.
İşte Tanpınar: “Hâmid’e her zaman bir zengin madene dönülür gibi dönülecektir.” derken fantastik, artistik veya öyle böyle bir söz söylememektedir. Çünkü kendisi bir edebiyat tarihinde nerdeyse bir kitap hacminde yani iki yüz sayfaya yakın bir yer Hâmid’e ayırmıştır ve buna rağmen bu sözleri söylemektedir.
Çünkü o Hâmid’in büyüklüğünü görmüştür. Birçok konudan incelenebileceğini anlamıştır. Daha birçok çalışmalar yapmaya müsait olduğunu bilmiştir.
Nitekim son yıllara baktığımızda yapılan çalışmalar Tanpınar’ı haklı çıkarmıştır. Bu sözün söylendiği tarihten sonra değişik konularda Hâmid’le ilgili pek çok çalışma yapılmıştır.
Sadece bu bile onun büyüklüğünü göstermeye yeterlidir. Başka şairler ve yazarlar hakkında bir iki çalışma yapılınca daha incelenecek bir şey kalmıyorsa, bütün yönleriyle ortaya konulabiliyorsa Hâmid söz konusu olunca bu durum tam tersi oluyor. Sürekli yeni incelemeler yapma ihtiyacı duyuluyor. İşte onun eserleri böyle zengin bir maden gibidir. Pek çok farklı araştırma yapılabilecek özelliktedir. Bu da onun ne kadar büyük olduğunu gösteren önemli bir özelliktir.
Ahmed Hamdi Tanpınar gibi Abdülhak Hâmid Tarhan’ın büyüklüğünü söyleyen pek çok kişi daha vardır. Fakat burada tek tek onlar üzerinde durmayacağız. Abdülhak Hâmid Tarhan’ın neden büyük bir şair olduğunu birkaç madde ile kısaca göstermeye çalışacağız. Tafsilatını yakında çıkacak olan Şair-i Azam: Abdülhak Hamid Tarhan’ın Şairliği ve Şiiri adlı eserimize havale ediyoruz.
Bir şairin büyüklüğünü gösteren şartları Abdülhak Hâmid Tarhan’a da uygulayacak olursak onun büyük bir şair olduğu kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor. Bunlar da şöyledir:
1. Kendine has bir şiir tarzı yapabilmiş midir? Kendi şiir sesini oluşturabilmiş midir?
Bu madde bağlamında Hâmid’in kendine has bir şiir tarzı yaptığını, diğer bütün şairlerden farklı ve yeni bir ses, üslup ortaya koyabildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Onun şiirleri diğerlerinden farklıdır. Görenler hemen bunlar Hâmid’in şiirleridir diyebilirler. Başkalarından onları ayırabilirler. Edebiyatla az çok ilgisi olan herkes bunda hem fikirdir. Hatta Hâmid daha iddialı bir şekilde benim üslubum yoktur esalibim (üsluplarım) vardır diyerek işi daha da ileriye götürmüştür. Başkaları bir üslup yani ses, tarz ancak meydana getirebilirken Hâmid birkaç üslubu olduğunu söylemektedir.
2. Yaşadığı dönemde etkili olabilmiş midir?
Abdülhak Hâmid Tarhan söz konusu olunca bu soruya verilecek cevap da evet olmaktadır. O, döneminin meşhur ve tanınan şairlerinden birisidir. Kitapları basılmakta, yazdığı her şey gazete ve dergilerde yayımlanmakta, yaptığı her seyahat, aldığı her bir görev matbuatta haber olmaktadır. Hakkında ihtifaller düzenlenmekte, eserleri tiyatrolarda sahnelenmektedir.
3. Döneminin edebiyatçıları onun hakkında ne düşünmüşlerdir?
Tenkit edenler, alay edenler de bulunmakla birlikte –ki bu normaldir, büyük insanlar yaşadıkları dönemde kolay kolay anlaşılamazlar- döneminde onun büyük bir şair olduğunu, güzel şiirler yazdığını söyleyenler ve onu beğenenler daha çoktur.
4. Kendinden sonrakileri etkileyebilmiş midir?
Buna da verilecek cevap evettir. Onu takliden şiir yazanlar, onun şiirlerinden etkilenenler, bunları şiirlerinde kullananlar olmuştur.
5. Kendine ait bir lügati var mıdır?
Buna da verilecek cevap evettir. Hâmid’i büyük şair yapan sebeplerden birisi de lügatinin büyük olmasıdır. Zengin kelime haznesine sahiptir. Pek çok yabancı dil bilmektedir. Bu da düşünce ufkunun büyük olmasını, hayal âleminin geniş olmasını, duygularını, ilhamını kolaylıkla ve başarıyla ifade etmesini sağlamıştır.
6. Otoriterler tarafından nasıl karşılanmıştır?
Abdülhak Hâmid Tarhan, edebiyat otoriterleri tarafından genellikle olumlu karşılanmıştır. Bazıları itiraz etmişlerse de bu, Hâmid’i bulunduğu yerden indirmemiştir. Belli bir süre sonra ise bütün edebiyat çevreleri tarafından büyük bir şair olduğu hakkı teslim edilmiştir.
Bu ve benzeri maddeleri çoğaltmak mümkündür.
Son olarak Hâmid’in evindeki kabul günlerinden de bahsetmek istiyoruz. Hâmid İstanbul’a geldiğinde Maçkapalas’taki odasında kabul günleri olurdu. Dönemin edebiyatçıları hep yanına gelirlerdi. İsmail Hami Danişmend, Necip Fazıl, Yahya Kemal, Şüküfe Nihal, Cenap Şahabeddin, Süleyman Nazif, Mehmed Âkif, İsmail Habib Sevük ve daha niceleri. Bu da onun edebiyatçılar tarafından nasıl görüldüğünü gösteren önemli bir durumdur.