Kırmızısı azalmış canlılığın ortasında
Asit yağmurları altındadır gövdem
Çatlar dudaklarım, Toroslardan aşağı
Cebimde taşırım onun için yaralarımı

Büyür gövdesinde yarasaların, yakacağı
bir baltadır, sivrilir göğün gebeliğine kangren
Çelimsizler hücumunun vızıltılarıdır sarındığı
Belgisizlikleri çabucak belletirken âmâlar sultanına

Kızılcıklar yüzünde o korkunç çocukluk,
Yol boyunca menziline çekilince süvariler
Dilimlenmiş elmalar eskitiyor havayı
Kimse bilmiyor kince barınağımı

Pazar yerlerine üşüşmüş akbabaları
Sahillerde can simitlerinin tazeliğine eğiyor
Dönemedim sana, kadarınca yutkunuyorken
Yaralanmış gagasından beyaz bir martıyı

bir anne göğsünü yumrukladı ve içimde
eksildi bir şeyler, çözüldü şehrin göz kapakları
bir baba dönüyordu kızının düğününden
Elleri portakal kokusu, acemiliğin ustası…

Bu yazıyı paylaşın