kim bilir kaç kırlangıç ölür
kaç yağmurlu akşam kaç fesleğen
bir tren yapayalnız bir tren
savururken hikayelerini
bozkırlardan taşra istasyonlarına
bir acıdan bir başka acıya
bizdik oysa
ay’a kulak verip
gül’e yaslanan
bir türkünün en unutulmuş dizesini
kalbimizde nadasa bırakan
ve huzuru demleyen bahçelerden
bitmez tükenmez çocukluğumuzu
o yalınkat hasreti
bin ırmak bestesiyle
geri çağıran