geldim bedenimi türaba yasladım işte
yaralarım yeni dağlar toz duman
görmedi bunu etrafımdakiler
alnımdaki toz izleri asırlık geçmişe sahip
mührü görmedi etrafım
donanmıştı çünkü gündelik telaşın hayhuyuna
atılan imza bana ait değil
kalmadı anlatacak hikâyemiz
pencere kenarında çiçeğim yok
balkonda nadasa bırakılmış toprağım
anlatacak hikâyesi olan çocukluğum
icbar edildiğim bir uçuruma yazıldı
yoktur melisanın rayihasını zapt eden
bir uçurum
alıştık toprağa
tepeden bakmasına alıştık
sınırları ihlal eden kuşların
sırtımızı yasladığımız nurudur toprak
sürgündür ihtimal boy veren esvapta
saklıdır hatıralarda açık yaralarımız
taksiratımız affedilir mi hatırına
biz ihmal etsek de eder mi ihmal
yaralarımızın hatırası
ihtimal yaralarımızla sarılır kalbimiz
ihya edilir her bir yarayla
toprağa düşen yağmur
çünkü unuttuk hikâye neydi
neydi bizi hatıralardan uzak tutan
varsa hatıra hikâye de vardır unuttuk