Bana biraz mavi bırak!
Bir beyaz bahar dalı
Bu atların yelelerinde ıslanan sokakları, bu İstanbul’un
Bu koşuşturan, rüzgâra kapılmış başaklar
Haddini bilip hududunca koşturan
Bir güzeli gemlemek, sanatı zincir zincir
Acının boğumlarında yeni baştan…
Bana güneşi okşayan bulutlar
Ve kuş beyazı umutlar bırak!
Adımlarım yokluğu bastığında izsiz bırakma
Zamanı kaybettiğimde
Çınlayan bir ormanın sessizliğinde
Yürüdüm bir vakit çokça hayran
Dalların göğü kucaklayan kuş beyazıydı boşluk
Bana uçurtma sarısı jelatin çocukluğum
Alnımın nuru bayramlar bırak!
Camların ardında ertelenip hüsnü-ü zanla
Koyu bir aydınlığa tüller biçen vaz geçmeyişler
Dağlanmış parmak uçlarımızda yeşeriyor ve nisan
Saydım insan olanı eksilmedi hiç
Alazında binlerce ibrahîm göğeriyor anbean