Doğduğum gün sabra belemiş,
İdris’ten öğrendiği gömleği biçmiş.
İlkin bismillah.
Sonra kaygı nedir bilmemiş.
Güvercinler konmuş omuzlarına.
Gözleriyle ovmuş uyuşan bacağını.
Güvercinler her sabah oradaymış.
Bereket tarlasında.
Öyle sakin ayrılmış etten tırnaktan.
Çözmüş tırnaklarıyla dilindeki düğümü.
Yalnızken dizlerinin üzerinde ben:
e…e…e…
Anne bebe.
Tüm anneler bebe.
Bebeler büyüme telaşı içinde.
Baba kokusu özlenirken evde.
İçeride hıçkırık,
dışarıda düğün.
Anneleri getiren sebep
gelinlerin çeyizi içinde. Kervan
ve geçilecek yollar
çöller kadar.
Anne, su dolu bir testi elinde.
En geride.
Salar kızını
Mevla yolunda.
Az ötede kurulacak sofraya.
Anne kızda kalır.
Kız gelinlikte,
Bebe baba olmaya
Biraz daha…
Biraz daha gayretle.
Meydan böyle büyür.
Meydan içimizde.
İçimiz yaralarla
Böyle kabarır.
Gözler sulanır.
Ana rahatsızlanınca
Kız, bebe ve baba
Büyür yanı başında.
Kanat kırılır
Kuşlar dökülür omuzlardan.
Az ötede
Suretlerden bir suret aşina olur.
Şifaya gelir.
Şifaya varır.
Annem Aze der ona
Çocuklar cemre.
Serpmiş kırlara
Süt dolu testisinden
Sabır fidanları böyle boy atmış
Toprak hamile iken.
Annemin teninde toprak kokusu.
Babaların göğsü sıcak.
Akmak bilmez gözleri kor.
Habil’in ardında bir parça gibi
Bir parça
Havva beklenen yolda.
Çokça özlem
Çokça yas.
Adem olmalı tüm babaların adı.
Galiba öyle.
Kızlar rüzgâr kuşanıp
Gelinlik der adına.
Dillerinde en güzel nakışları
Saçlarında yıldızlarla
Doldururlar bohçaya.
Babalar hep dik,
Anneler boynu bükük.
Bir güvercin uçuş hazırlığında.
Ve çocuklar
Bir anda büyür.
Dağ olup merak arttıran.