Bülent Gündoğan

Muhabbet Çeşmesi

Geçen güz budanan koca söğüdün altında gölgelenirken, karşı yamaçtan vadiye dökülen gümüş köpüklü çağlayanın sesi işitilirdi. Siyah sert taşlardan yığma olarak yapılan yayla evlerinin bir yanı, mutlaka bir sarıçama yaslanırdı. Yaz sıcağında bile kalın giyinirdi buralarda ahali. Kekiklerin ve ısırgan…

Sahib-i Yetim

Aklı başında olduğu zamanlar “Ne zor günlerdi onlar” diyerek başlardı. Bir evladın annesiyle aynı kaderi paylaşıyor olması bir alışılmışlık mı, yoksa katmerli bir acı mıydı? Babası da annesini karnında bir kızla tek başına bırakıp gitmişti savaşa. Hem de düğüne gider…

Camda Bir Çift Göz

Islık çalarak okuduğum uzun bir şiirdi geçen her tren… Camlardan kollarını dışarıya sarkıtan, daha önce hiç görmediğim donuk yüzlü insanlara el sallayarak geçmişti benim çocukluğum. Ben başımı yastığa koyduktan sonra geçen “Doğu Ekspresi”nin veda çığlıkları benim için tatlı bir ninniydi…

Ayaklarından Vesikalı Adam

Nereden geldiğini bilmeden yürüdü kalabalık fakat fikir ıssızı kaldırımlarda… Kalabalıklar üstüne geliyordu, slalomlarla kayan bir yıldız gibi savruluyordu. Yalnızdı. Aslında bir çoğuna göre arsızdı. Yürüdü sokak lambalarının altından geçerek, dilencileri süzerek ve yalancıları can kulağıyla dinleyen zavallılara üzülerek. Sanki bir…

Sanal İstila

Tüm dikkatlerimizin salgın hastalıklara yöneldiği ve tabiatın intikamını yine küresel bir felaketle alacağı korkusu, maddileşen ve duygusuzluk üzerine hayatını inşa eden insanın elini belki de bir nebze daha kuvvetlendirdi. Geçen asrın ikinci yarısından sonra ailesinden, toprağından, örf ve ananelerinden ve…

Sadeleştirilmiş Aşk

11. agu Sıradan insanlar ellerinde silgileri, silik ve ince yazmaya çalışır. Dâhilerse keçeli kalem. Her geçen gün taşlaşan insan benliğine nakış nakış kazırlar doğrularını. Silsen silinmez. Koskoca bir tarih sayfasını birkaç satırlarıyla doldururlar. Nerden idrak edeceğiz üretmenin üremekten ibaret olduğu…