Fahri Ayhan

Siyah Zülüfler

Günlerdir yıkanmayan saçlarını rüzgâra katıp uzaklaşmaya başladı. Koştukça, rüzgârın şiddeti artıyordu. Koştukça, bir “an”a sığıp, gözlerinde canlanan hayatı, boğazında düğümleniyordu. Utanç abidesi duvarın yanına kadar gelmişti. Boyunu metrelerce aşan duvar boyunca ilerlemeye başladı. Bu korkuyu küçücük yüreğine nasıl sığdıracaktı? Sesler,…

Kuyu

Boyunlarındaki çıngırakların bir kısmı iyice eskimişti. Ağzı geniş çıngıraklardan daha yüksek ses çıkıyordu. Her yıl biraz daha artan koyunlar H Ahmet’in tek geçim kaynağıydı. Her akşamüstü tespih taneleri gibi dizilip, köye dönecek sürüyü bekliyordu. Koyunlar, kerpiç evlerinin yanından geçmeye başlayınca…

İğneli Zarf

Askeri cemse, köyün öbür tarafından gelip hızlıca Ahmetlerin evinin önünden geçti. Evraklar muhtara teslim edilmiş, askerlik yolu gözükmüştü. Titrek bakan gözler onun üzerinde geziniyor, Ahmetsiz bu ev nasıl olacak diye düşünüyorlardı. Tor top olmuş ayrılık hüznü, yüreklere oturmuştu. Ağızları bıçak…

Yarım Kalan Oyun

Alacakaranlık ağırdan ağıra ilçenin üstünü örtmeye başlamıştı. Hendesi bir şekilde sıralanmış sokak lambalarının loş ışıkları birer birer yanıyor, ortalık bambaşka bir hüviyete bürünüyordu. Cemal omzundaki boya sandığıyla taş döşemeli caddenin kaldırımından ağır adımlarla ilerlerlerken yorgunluğun etkisiyle sandığın ağırlığı daha da…

Göçebe Hayat

Evin sofasında uzanan Mustafa, gelen seslerle irkildi. Dışarıdaki hareketlilik onu heyecanlandırmıştı. Avludan, koyunların titrek meleyişleri ile Cahit amcanın gür sesi yükseliyordu. Yalın ayak, bir hışımla dışarı fırladı. Yeni alınan hayvanlar bütün avluyu doldurmuştu. Koyunlar gergin,  huzursuz adımlarla deviniyor, onları bir…

Göç

Her yazın başında, traktörün römorku evimizin önüne yanaştığında kardeşlerimle gözlerimiz parlar, bir yitiğine kavuşma heyecanına kapılırdık. Çocuk yüzlerimize ince bir tebessüm yayılırdı…  Bildik hikâyemiz, her yıl tarlada kuruluyordu. Tarlanın başında, tek odalı evimize çok fazla eşya götürmezdik. Çıplak ayaklarımız sulak…

Açılmayan Kapı

Tekerlekli sandalyenin soğuk demirlerini sıkıca kavramayı denedi. Sol elini çok az hissediyordu. Şu elimi bir hareket ettirsem, sol ayağım bir düzelse…Dedi içinden. Gün boyu tekrar eden bu iç seslerden bir gün kalkıp yürüyeceğini, eski Mesut’un dost meclislerinde bağıra çağıra konuşacağı…

Randevu

Karşı tepelere vuran günün ilk ışıkları, dağlardan toplanıp gelen esintinin serinliğine engel olamıyordu. Bahçedeki yaşlı dut ağacının dalındaki kuşların cıvıltıları sabahın korosuna çoktan eşlik etmişti. Kümeslerinden azat olmuş tavuklar sabahın bereketini kaçırmamacasına çimlerin arasında kaybolmuş yemleri bir bir ayıklamayla meşgullerdi.…