Ubeydullah Beşir Köroğlu

Hazır Konuk

Yoruldum diyebilmek içindi tüm çabası. Gözlerine umarak bakan o ve çocuk. Eşdeğerdi. Büyüdükçe değişmedi. Bakışlar, nasılsa her şey aynıydı hep. Zamanın içinde insan dokundu. Çekyata uzandı. O da iyice eskimiş. Yaylarından bir feryat. Yavrusundan ayrılan bir annenin feryadı. ‘Çok gençti’…

Bir Durak Portre

Elini paltosunun yakalarına götürdü. Eski film artistlerini andıran bir edayla kulaklarına doğru… Paltonun önünü iliklemek uzun sürmez. Düğme, düğüm. İliklenir, kördür.Gözlerini yukarı kaldırıp baktı. Bir damla. Yağmur affetmiyor yine. Işığı söndü. Başını öne eğerek.. Görmek için beklemek biraz. Yüzünde memnuniyetsiz…

İsmet

Ubeydullah Beşir KÖROĞLU “Annem çok küçükken öldüBeni öp, sonra doğur beni” Çökmüşüm, yalnızlığına bir bankın. İçimde kabul görmüş bir çaresizlik. Yazmaya… “İsmet’i gördüm geçmiş gün. Omuzları geniş, saçları yana taralı, sakallarındaki hafif bakır rengi tellerle… Her zamanki İsmet.” Üzerime sinen…

Ayca

Her şey Ayca ile tanışmamla başladı. Bitmekte onunlaydı. Bir sokak, köşe başı, Ayca. Eskilerden bir fotoğrafı andırıyor. Siyah beyaz resmin renkli hatları. Pek konuşmazdı Ayca. Ya çizer ya elleriyle anlatmaya çalışırdı. Bazen söylemek istedikleri içinde büyür tek kelimeyle taşardı. Çokça…