Zeynep Yalçın

Bir Rüzgâr Esince

Günlerden birgün gitti kadın. Bir daha haber alınamadı ondan. Günler ve geceler, sıcak bir avuçtaki kar gibi eriyip aktı, yok oldu birbirinin içinde. Ne kendi geldi ne haberi. Kimi vakit özlemden kimi vakit de öfkeden tutuşan kalbi duracak gibi oldu…

Konferansçı

Adam, üst üste koca bir yığın oluşturan mektupları kamıştan örülmüş bir sepetin içine doldurup salona götürdü. Mutfaktan bardağına çay doldurup salona döndü. Yemekten hemen sonra mutlaka çay içmeliydi. Yemeğe oturmadan çayını hazırlamıştı. Salona gidip sallanan sandalyesine oturmadan evvel sepete yakınına…

Ah Çocuk

elinde küçük bir ayna belki sihirli koskocaman bakıyorsun savaşan esmer yüzüme gözlerin bal rengi biraz da yeşilce ah çocuk bakışların mı büyük gözlerin mi? kırmızıya boyasak her yeri dünyan genişler mi? yüreğinden taşan bembeyaz umut çiçeği yumuşatır mı atılan bombaların…