Bir yağmur ormanının uykusuna ayarladım
İçimde ayaklanan bütün azabını şehrin
Çıkar gibiyim şimdi sıtmalı sabahlardan
Ve girer gibi
Oyalı bir tabuta
Annesiz çocuklar habire sayıklarken
Asmasız çardaklarda

Tutup bir müsamerenin
En lekesiz ve yumuşak bordasında
Bağırsam: İşte köle pazarı!
İşte aynaları ve hatıraları zehirleyen yalan!
Bilemem ne diye
Gasilhanede bir ölünün
Alnına yakıştırdığımız olağan kelimeler
Ve yanından çabucak geçip gittiğimiz
Sonra telaşla ellerimizi yıkadığımız
Kibritçi Kız masalı
Usulcacık hikayeler

Bu yazıyı paylaşın