| Çocukların duygu, düşünce ve hayallerine hitap eden çocuk edebiyatı bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hâlen tartışılmakta bu tartışmalarla birlikte oluşum sürecini çeşitli yönelişlerle sürdürmekte olan bir edebiyat alanıdır. Osmanlı Devleti’nin son günlerinden günümüze kadar çocuğa yönelik yayınlarda ihmal edilmeyen edebî türlerden ilki şiirdir. Çocuk şiiri ile çocuk edebiyatı yeni boyutlar kazanmış ve çocuğa bakışın öncelikli duyarlılıklarından biri olmuştur. Edebiyatın içinde incelikli bir yol, yeni bir yazarlık biçimi olarak bağımsız edebiyat olma yolundaki serüvenini sürdüren bu alana şiir türünde katkıda bulunan isimlerden biri de İhsan Sezal’dır*. İhsan Sezal ilk örneklerini yirminci yüzyıl başlarında gördüğümüz çocuk şiirimize Çocuk Kuşları’nı armağan etmiştir. Özellikle 80’li yıllarda çocuk şiirimizde hem niceliksel hem de niteliksel bir artış olmuştur. Çocuk şiiri türünde eser veren yazarların; konuları ele alış ve dili kullanış bakımından çocukların özelliklerini daha çok göz önünde bulundurmaya ve daha çok yaratıcı olmaya önem vermeye başlamışlardır. Bu çabaların sonunda ülkemizde 80 sonrasında çocuk şiiri hem öz hem de biçim bakımından yenilikçi bir anlayış düzenine ulaşmıştır. Abdülkadir Bulut’un Kahveci Güzeli (1981) Abdülkadir Budak’ın Bir Gül Çocuk’u (1981) Ülkü Tamer’in Masal Şiirleri (1981) Mustafa Ruhi Şirin’in Gökyüzü Çiçekleri(1983) Cahit Zarifoğlu’nun Gülücük (1988) Yalvaç Ural’ın Sincap (1983) A.Vahap Akbaş’ın Kuş Olsun Yüreğim (1988) Mevlana İdris Zengin’in Kuş Renkli Çocukluğum, Süreyya Berfe’nin Çocukça (1983) Gökhan Akçiçek’in Bülbül Deresi (1986) Mustafa Baki Efe’nin Kuş Defteri (1996) adlı eserleri 80’li yıllar akabinde çocuklar için yazılan eserler arasında ilk akla gelenlerdir. Çocuk edebiyatının bu incelikli türünde eser veren İhsan Sezal’ın Çocuk kuşları adlı eserinin ilk baskısı ise 2000 yılında yapılmıştır. Eser geçen yıl yeniden yayımlandı(l). İhsan Sezal’ı Ahmet Kabaklı Yeni İslâmcı akım çerçevesinde bir yazar olarak değerlendirmişti. İhsan Sezal ise bu değerlendirmeye katılmaz.(2) Bu katılmayışı temellendirmek bakımından Sezal’ın İslâmcılık akımından ne anladığının bilinmesi gerekmektedir. Sezal, İslâmcılık ve diğer düşünce akımlarını Batı’nın üstünlüğü karşısında Osmanlı’nın kaybedilen üstünlüğünü yakalama çabası olarak görür. “Türk düşünce hayatını zenginleştiren ve renklendiren belli başlı düşünce akımları, bu açıdan bakıldığında batılılaşma, İslâmlaşma ve milliyetçilik akımları olmakta. O kaybedilen üstünlüğü bazı düşünürlerimiz topyekün Batılılaşma’da aramışlardır .Bazıları ise Osmanlı’nın Batı’ya o üstünlüğü elde etme metodunu yine kendine dönerek ama yerli değerler dediğimiz bir takım değerler ve kültür motiflerinde arayarak gerçekleştirmeyi düşünmüşlerdir.”(3) İslâmcılık akımını bir dizi toplumsal ve siyasal değişimin neticesi olarak gören Sezai, Ahmet Kabaklı’nın tasnifini konjonktürel bir tasnif olarak değerlendirir. Şiirlerini “İslâmcı” olsun şeklinde bir düşünsel yönelimle yazmadığını dolayısıyla şiirinin tebliğci bir şiir olmadığının üstünde duran Sezal insanî olanın önemli bir parçası olan inançlarımız, imanımız ve Allah’a olan bağımız üzerinde durduğunun da bilinmesi gerektiğinin altını çizer. Çocuğun dünyasının, ruhunun, kalbinin duyarlılıkları çocuk şiirinin kaynağıdır. Sezal Çocuk Kuşları’nın çocuk dünyasındaki ses ve muhayyile zenginliğini yakalamaya çalışmanın sonucu olduğunu belirtir. Çocuk Kuşları’nda doğrudan çocuklar için yazılmış şiirlerin yanında çocukluğun anlatıldığı şiirler de vardır. Şairin çocukluğunu bir veri olarak aldığı şiirleri arasında Çocukluğa Özlem iyi bir örnektir. Özlemini duyduğumun çocukluğumun Nerde kaldı bilmem o pembe dünya Kem gözlerden ırak örmüştük bir ağ İyi dileklerden sağlam mahfaza İyiyi, güzeli düşünürdük hep Buram buram sevgi tüterdi bizden Muhabbet kuşları, sevgi kuşları Uçururduk her gün ellerimizden Ne ekmek kaygısı ne para derdi Ana kucağıydı bize mutluluk O günlerden kalan bugüne bize Bu tatlı hatıra, acı burukluk (S 4) Çocuk şiirinin ne olduğu hakkında biri birinden farklı görüşler ileri sürülmüştür. Çocukların yazdığı şiirlerden çocukluğu konu alan şiirlere, Çocuklar için şiirlerden şairlerin dünyaya çocukça bakışını içeren şiirlere kadar uzanan geniş bir şiir evrenini çocuk şiirinin ‘sınırları’ olarak görmek mümkündür. Çocuk ruhunu düz yazıdan daha çok şiiri etkiler. Sezai’m çocuk şiirlerinde çocuk şiirlerinin olmazsa olmazı olarak anabileceğimiz masal dünyası geniş bir yer tutmaktadır .Çocuklarına yazdığı şiirleri masal dünyasının zengin sembolleriyle beslemiştir. Masal ile şiiri yan yana yürütmeyi başarmıştır. Çünkü masal şiiri besler, masalların olağanüstü dünyası çocuk şirinin temel kaynağıdır. İhsan Sezal’ın Çocuk Kuşları çocukların masala yakın dünyasına hitap ederek kendini masal kahramanı gibi hissetmesini sağlayacak şiirlerle örülmüştür. “Bir küçük tavşan varmış Kapanan gözlerimde büyüyen Kulaklarını masal dinlermiş gibi diken” (S 28) Sezal, çocuklarına anlattığı ilk masalarla çocuk muhayyilesinin genişliğinin farkına varmış ve ilk doğaçlama masallarının yansıması olarak Fış Fış Kayıkçı, Tombul Tavşan gibi şiirleri yazmıştır. Çocuk Kuşları, masaldan şiire geçişin sonucudur. Çocuk Kuşları sadece masal dünyası ile beslenmez. Şiirin estetik değerini ön planda tutarak çocuk ruhunu metafizik dünyaya kanatlandırır. Çocuğun dört duyu alanın dışına yolculuk yapmasına imkân tanır. Dört duyu alanından aldığı malzemeyi işleyerek onun anlam dünyasını inşa eder. Çocukları hoş güzelle (şiir) yüce güzele (metafizik dünyaya) yükseltir. Bunu zorlama ile değil tamamen fıtri yönelgenlik imkânını işlevselleştirerek gerçekleştirir. Bu bakımdan sanat ile din gerçeğini bütünleştirir.(4) Çocukların şiir dilinin imkânlarını ana rahminde edindiklerini ve başardıklarını düşünür. Çocuk dünyasının metafizikle ilişkisini şu şekilde özetler: “Çocuk Dünyası’nın ‘metafizik dünya’ ile gerçek dünya” arasında bir yerlerde olduğunu, metafizik alanın ağırlıklı, ama bu ağırlığın çocuğun büyümesi ile beraber -eğer başka kaynaklardan beslenmiyorsa- sanki azaldığını düşünüyorum. Çocuk gah gökyüzüne çıkar orada, metafizik bir dünyada âlemi seyreder; gah gökyüzünde alemin şaşkınla seyrettiği farklı hayatları sergiler.” (5) “Çocuklar rüya gibi Bir burada bir ötede Bir dünyayı kurarlar” (S.9) Işıl ışıl bir masumluk Ezanlı adından kalan Sevgiyle uyuyan ve uyanan Çocuk …ne büyük (s.39) “Bilmesem de dilini bu çocuğun ben Anlar gibiyim hâlinden Çünkü coğrafyalar üstü çocuklar Çünkü çocukların hepsi aynı ülkeden” (s.42) Bir salıncak kurdum gökte Mavilerden atlas serdim Sessizce yürüdüm gökte Yıldızlardan ışık derdim (s. 47) Gözlerim merhaba dünyası Gözlerim: Bismillah Annemin babamın kardeşimin rüyası Gönlüm: Bismillah (s. 66) Çocuk dünyasına şiirle giden İhsan Sezal Çocuk Kuşları ile çocuklara metafizik dünyayı sezdirmekte ve doyurmaktadır. Çocukların dünyasına bir takım metafizik kavramları kimi zaman somut öğelerle Bursa’da Çocuklar, Yeni Bayramlar, Bismillah gibi kimi zaman masal dünyasının imkânlarıyla dahil etmeyi başarmıştır. DİPNOTLAR *Çocukların duygu, düşünce ve hayallerine hitap eden edebiyat ürünleri çocuk edebiyatını meydana getirir. Çocuk edebiyatının ülkemizdeki doğuş koşullarına bakıldığında tür düzleminde çocuk şiirinin öncelikle rüştünü ispat eden tür olduğunu söyleyebiliriz. Sadece çocukların okuması için yazılmış İbrahim Alaâddin’ in Çocuk Şiirler’i (1911), Ali Ulvi’ nin Çocuklarımıza Neşideler’i (1912) ve Tevfik Fikret’in Şermin’ i (1914) ilk akla gelen şiir kitaplarıdır. Şiirimizin çocuksu şölenine Çocuk Kuşları adlı eseriyle katılan ama çocuk edebiyatının “devamsızlarından” İhsan Sezal 1947 Siverek doğumlu. Hareket dergisinde 1965-1972 yılları arasında hem şiirleri hem de Batı Günlüğü notları yayınlandı. Daha çok sosyoloji odaklı yazıları ile tanınıyor. 1. İhsan Sezal (2006) Çocuk Kuşları Salıncak yayınları .İst 2. İhsan SezaL ile Söyleşi (2006) Ümran Dergisi s.149. ss.96 3. İhsan Sezal (2006) Türk Düşünce Hayatı içinde Hz: Muharrem Sevil, Hece yay. Ank ss. 177 4. Sedat Ümran, (2004) Şiirde Metafizik Gerçek. İz yay. İst, ss. 9-11 5. İhsan Sezal ilk söyleşi. Ss 96. |