Yok muydu?
Gülnihâl
Gül mevsim mayıs, güllerin mevsimi…
Her yıl bir çiçeğin istilâsı kaplıyor yüreğimi. Her yıl bir başkasını keşfediyor ruhum yeniden. İlk defa görüyor gibi hayretler içerisinde kalıyorum. Baharları çiçekler ağırlaştırıyor en çok. Fazla geliyor güzellikler yüreğimize. Fazla geliyor renklerin dansı, taşıyamıyoruz. Bahar yorgunluğu da bu yüzden olmalı.
Çamlıca’da güller açmıştır şimdi. Ve ben o gülleri görmekten korkuyorum.
Güller vefasız mıdır? Bülbüle sorarsanız vefasızdır. Fakat zannımca güller vefasız değildir. Her mevsim görebilirsiniz onları. Gül mevsimi vardır elbette. Mimozaların, mor salkımların, leylakların ve nihayet erguvanların sırasıyla bir görünüp de kaybolmalarının ardından, mayıs der demez açarlar. Fakat diğerleri gibi bir görünüp de kaybolmaz güller. Onlar her mevsim vardır.
Güneşin kavurucu sıcağı gülleri etkilemez ve kuruyunca da güzel kalabilen tek çiçektir gül. Bahar yağmurları çiğ tanesi gibi düşer o nazenin pembelerin, eflâtunların, karmen kırmızılarının, ve kayısı güllerinin üstüne. Sonbahar rüzgarları gazelleri döktüğü gibi düşüremez buse güllerini dallarından. Kış mevsiminin ayaz soğuğunda kar, gül formunu bozmadan o ince, narin yaprakların üzerinde birikmiştir, Ellerinizi üşüten soğuk, bir goncanın dudağından öpmektedir. Ve güllerin kalbi hiç üşümez.
Hayır güller vefasız değildir. Güllere eş tutulanlar da vefasız olmamalı. Gül olduklarını bilmeli, geçip gitmemeli bahar çiçekleri gibi. Sevildiklerini, kıymetli olduklarını, kalplerde taht kurduklarını bilmeli.
Güller vefasız değildir. Diken ağacında gül olmak vefadır. Zemherilere dayanabilmek yağmura, kara, ayaza gülümsemek; kavurucu sıcağa mukavemet vefadır.
Çamlıca’da fasl-ı güldür, bülbül dem çekmededir seherde. Ve ben gül-i rânâ kalbimde soldu diye Çamlıca’ya gitmekten korkuyorum.
Mayıs 98
gülümsedi.. Yüreğine sordu , yüreği ona cevap verdi.
Bir yudum kahve, bir taze tebessüm ile köşe yazısını okumaya devam etti.