Biz resmi törenlerin kara önlüklü çocukları
Çember gibi çevirirdik durmadan akıp giden zamanı
Ve baharı bekleyen kentlerde topuksuz ayakkabılar giyerdik
Buğulu pencerelerden el ederek çağırırdık baharı
Mermerden bakışların tam ortasından koşardık denize
Yetişmek için şarkı söyleyen balıkların konserine
Sağanak yağmurların meclisinden çıkıp gelirdik
Bir masalın kıldan ince kılıçtan keskin gölgesine
Mekansızlıkla çerçevelenmiş saatlerin alın yazısı
Püsküren lavlarda bir yanardağın doğum sancısı
Çeşmelerden kan akan bir sayıklamanın tam ortasında
Siner mi testerelere kesilen ağaçların sızısı
Bir çeşme başında sere serpe uzanmış hayaller
Yağmurun dul kalan çölünden gelirken çatlamış ayaklarla
Habille Kabilin yüzüne bakarken nasıl ağlardı Havva
Sineklerin ayaklarından kopup gelen gökdelenlerin arasında
İki dağın arasında ki düş nehrinde yıkanan güzel
Hüznün ki mendillere sarılmış bir karanfil gibi kokar
Sahi bugün ağladığını kimse görmedi değil mi?
Gözünden dökülen üç damla gözyaşı cihanı boğar