akşama ses yontar çığlıklar dağlarda
güneş giderken denizleri öper
gülüşler bürünür duvağına hüznün
uyku ısıran gözleri aynalar karşılar sularda
üşümüş bir el görür yetimin yüzünü
lapa lapa yağan karda yavru serçeyi yürek
nasıl rüyadan kalmış tebessümlere sarılır yâr
anne kokusuna yeni doğmuş bir bebek
kâbe duvarına günahkâr müminler
aslında her şey yâr değil mi sevince
yağmurun gözü hep güldedir bilirsin
hep yanık kalır lambası gül âşıklarının