Çözüm

1.
Hırsız deyince hatırınıza ne geliyor? Şöyle maskeli, karanlık yüzlü, elinde bıçağı olan, hayaletimsi, her şeyi ve her yönü ile korkunç biri ve illaki bir adam… Fakat sanki ve bizce hırsızlar insan değil gibi… Algılarımız hep bu yönde… Hiçbir zaman yolda göremeyeceğimiz ve sadece geceleri bilinmez yerlerde yaşayan bir tür yaratık gibi sanki hırsızlar… Tuhaf şey… Bize ait olan evlerimize girmelerinden korkuyoruz. Haklıyız; ama korkuyoruz. Onlar haksız; ama cesur. Yok… Pervasızlar aslında.
Serim

2.
Hırsız evine girse ve sadece anı defterini çalıp gitse mesela. Çalınmış gibi olur değil mi kimliğin?
Ve kayıp ilanı düşülür, bir gazetenin aşağılara sıkıştırılmış küçük çerçevesine: Anılarımı kaybettim, hükümsüzdür. İnsan anılarını kaybeder bilir misin? Aslında kaybetmelidir. Kaybetmeli değil, çaldırmalıdır. Ben düşünebildiğim her hırsız bıçağında bir yüz yarası görüyorum. Ve o yüz, beni hep bir başkası ile aldatıyor. Bir başkası dediğime bakma… Sanki benimle mi aldatacak? Ben bu yüzü çaldırmak istiyorum… En kalabalık yerlerinden yürüyorum bu yüzden şehirlerin… Karşıma çıkarsa çaldırmak istiyorum, ellerinden tutarak bir kızın. Bir kızın ellerinden tutmak nedir bilmem. Böyle dağınık yazdığıma bakma… Çaldırmak istiyorum işte… O yüzden iliklemiyorum pantalonumun arka cebini… Ellerimle yoklamıyorum gömleğimin düğmesizliğini…
Bu yüzü çaldırıp başka bir yüze tutunmak istiyorum. Bütün bir yüz, gözlerdir aslında. İnsan gözleri ile neler yapabilir bilir misin? Sahi gözlerinle kucakladın mı sen hiç, bir çocuğu? Gözlerinle öptün mü mesela, tanımadığın bir kız çocuğunu? Kız çocuklarının dudakları büzük olur. Çok çalınır kalpleri…
Hırsız evine girse ve mesela anı defterini çalıp gitse, üzülür müsün? Geçmişimi çaldırmak istiyorum.. Benim için artık kapsama alanı dışı bu yüzün korkunç rehaveti ve iğrenç serbestliğinin cıvık makyajı, bir korkunç hırsız hayalinden başka bir şey değil çünkü…
Yeni bir yüz… Buna ihtiyacım var. Yeni bir yüz, yeni bir gülümseme demektir. Ve hırsızların en hünerlisi anı defterini çalıp gitmeden önce orada, alelacele koparılmış bir kağıt parçasına bir gülümseyişi not edip gidendir.
not: geçmişimi çaldırdım. hükümlüdür.

3.
Hırsızlar aydınlıktan ve gürültüden korkar.
Işığı açınca kaçıp gitmeleri bundandır.
Ve işlerini sessizce yürütmeleri…
Yüreğini aydın tut. Hiçbir hırsız uğrayamaz o zaman o saklı yanlarına, hiçbir kilit kurcalanamaz, hiçbir kapı birden açılıp birden kapanamaz.
Güneş doğuyor.
Hırsızlar da çocuk olur bilir misin, onların da kaybettikleri bir oyuncakları olmuştur belki de… Çaldırdıkları ya da.
Oyuncakları… Kurmalı yahut pilli arabaları…
Hırsızlar küçükken de korkarlardı merak etme, pilli polis arabalarının yanıp sönen farlarından ve siren seslerinden.

4.
Hırsızlar, çalar gibi soyarlar kendi portakallarını.
Portakal turuncu renklidir.
Soyulan bir adam gibi kaldığında, yani kabuksuz yani biraz turuncusuz, hırsızların aklına gelir mi dersin turuncu kazaklı kız çocuğunun kendisine korkuyla bakan gözleri?

5.
Bir hırsız rüyana da pencereden mi girer, ya da mesela balkondan mı atlar da girer?
Pencereler açılıp kapanır rüyalara… Ne olur, pencereleri de kilitleme.
Hırsızın elleri tutukluk yaparsa, hırsız olamaz hem. Ama şeytan doldurur gözlerimi… Bir ağlamak tutar o zaman beni.
İki el dur düşün, aşk eyle…
Rüyalardan kaçan her hırsız, nedense çabuk yakalanıyor.
Ha hırsız ha hayırsız. Yani ben.

6.
Hırsızlar da korkabilir. Aslında korkar. Yakalanmaktan korkar.
Hiç çekinmeden atlayabilirler apartman katlarından bahçelere. Müstakil bir acıdır bu bütün hırsızların kalbinde.
Nefesleri soluk soluğa, kalplerinin ritimleri zikzak zikzaktır.
Belki onlar da günün birinde bir psikologa gitmişlerdir.
Yakalandıklarında, ceplerinde bir antidepresan bulunabilir belki.
Hırsızlar da insandır. Eminim onların da kontrol edemedikleri korkuları vardır, kapı eşiklerinin günahkar aralığında.

7.
Bütün bunları okuduysan sormak hakkın ve ben zaten bunu bu yüzden sona sakladım:
Hırsızın hiç mi suçu yok?
Düğüm

8.
Gereği Düşünüldü:
Hırsız, kilidi kurcalamıştı… Kapı hemen açıldı. Hayır, kapı içeriden açılmıştı.
Karşısında birini gören hırsız, bakışlarını muhatabının ayak parmaklarından gözlerine doğru kaldırdı. Durdu. Nefes almadan baktı. Kimse nefes almadan yaşadı bir an. Belki de herkes nefes almadan yaşadı. Hırsız af diler gibi baktı. Gözlerinde bir şey vardı. Bir şey vardı, fakat ne? Hırsız, bakışlarını muhatabının gözlerinden ayak parmaklarına doğru indirirken bir şey düşüyor gibiydi yere. Bir Orhan Veli şiiri gibi bir şey. Kapı usulca kapandı. Usulca kapandı hırsızın gözleri.
O şey kayboldu.

Bu yazıyı paylaşın