Gün burada hicranla örülü duvarlar altında
Acısız bir yağmurun yağdığı sıralarda
Dil gözleri ve duadan cevherler arasında
Sürgünden dönüp gelmiş çamurlu nallarında
Atların ve aşkların zakkum tarlalarında
Terleyip durmaktadır dinlenmeksizin.

Sana sırlar verdiğim o yüce dağ başında
Suya hasret kaldığım Kerbela batağında
Kanla çanaklar dolan Hüseyin dudağında
Gözyaşından büzülmüş Zeyneb’in yanağında
Rüzgârlarla savrulup Hicaz coğrafyasında
Toprak olmak isterdim dağılmaksızın.

Gelip bu aşk göğsüme ışkın bıraktığında
İçime tanık olup ruhuma kaçtığında
Sesinden birkaç damla gözümden taştığında
Yüzünü aynadaki yüzümde bulduğumda
Ve canıma can katan canımın cancağzında
Köle olmak isterdim ayrılmaksızın.

Bu yazıyı paylaşın