anne yüzlerinden kopup gelen çocukluk
şuracıkta bir cam önünde güvercin teleğinde
oynayıp durur kar ile

gök suskunluğundan ayrılıp gelen çığlık
vurur gözlere kirpik uçlarına asılıp
damla damla düşer yüreğe

akşamı saçlarından çekip sürüterek
yârlar gelir bir hışımla yaslanır gama
buram buram kına kokar elleri

seherdir tevbeler nasuh nasuh okunur
dudaklardan büker boynu mücrim
kalbinde testere zikri keser dünyayı

böyledir yârin gelişi bizim oralara
iki göz iki çeşme sine püryan
ayak yalın yürür vuslat ülkesine

Bu yazıyı paylaşın