| utanışım annemin eteğindeydi gölge örüyordu şuurum kalkansız, çiğliğim emanetti rüzgara, keyifli öpülüşümden sonra sürmeli nazarımdaki ensarı enseledi azametiyle düğümlenmiş ikindi vakti sağ yanıma sığmamış adımlarımı gagalayarak gömüyordu yamaçlar, gelincik kızılı cezbesiyle dut yaprağı kıvrımında kuşağında beyaz bir kedi ile ellerimde düş görüyordu ikindi vakti bir bardak çayı içmekti her şey, üzümün kurumuş çöpü perişanlık ve tanışmışlık edasıyla kaygan hışırtılarla sökülüverdi |