Ne güzel yakmışsın mumunu Hocam
Bembeyaz, kırmızı, ışığında ev
Bir bahçede büyümenin baharı
Nasıl da deniz, bulut ve yorgan
Uyku ve melatonin
Sen uzaklardan
Uçurdukça muhabbet kuşlarını
Eline sağlık Hocam, alıyoruz başlarından
Ruhumuza katran döken haramilerin
Fötr şapkalarını, kızıl atkılarını
Sahi kim derdi ki, faytonlardan, eski arabalardan
Eski sultanların gölgeleri inecek
Kim bilirdi, tuzunu ekmeğe banan
Çocuklar taç giyecek karanlık bir ormandan
Zaten yalnızlaşmış bir manevraydı bizim
Duruşumuz, kalkışımız, yürüyüşümüz
Ne zaman uyandıysak, umutlar ölü
Eline sağlık hocam, bıraktın ellerimize
Yeni bir laleyi, taze bir gülü
Ama hocam, mağrur bir dakikayı
Dünyaya öğreten delikanlının
Gözlerini bizden almasın dağlar
Nasıl da mutluyduk devranınızdan
Üzülmeyin, kırılmasın ellerim
Gülümseyin, bu yollar da sizindir
Bu yolcular sizin mehtabınızdan
Bir ben değilim, çocuklar değil
Koca bir dünyadır şimdi darılan
Ama hocam, incitmesin dalları
Bir ağacın köklerine sarılan