“Günümüzde hafıza olumlulaşarak bir çöp ve veri yığınına, bir “eskici dükkânı”na ya da “içine her türlü kötü muhafaza edilmiş resim ve kullanılmaktan aşınmış simgelerden oluşan bir yığının karman çorman tıkıştırılmış olduğu bir depo”ya dönüşmektedir. Eskici dükkânındaki şeyler birbiri yanında yer alır, katmanlandırılmamışlardır. Bu yüzden de eskici dükkânı tarihten yoksundur. Ne hatırlayabilir ne de unutabilir.” (…) “Sosyal medya ve kişiselleştirilmiş arama motorları internette dışarısının ortadan kaldırılmış olduğu mutlak bir yakın alan oluşturur. Burada insan yalnızca kendisi ve kendisi gibi olanlarla karşılaşır. Değişimi mümkün kılacak hiçbir olumsuzluk yoktur artık. Bu dijital mahalle insana sadece hoşuna gideceği kesimlerini sunar dünyanın. Böylelikle de kamusal alanı, kamusal ve hatta eleştirel bilinci ortadan kaldırarak dünyayı özelleştirir. İnternet mahrem bir alana, rahatlık ortamına dönüşür. Her uzaklıktan arınmış yakın da şeffaflığın dışavurum biçimlerden biridir. (Şeffaflık Toplumu, Byung-Chul Han, Metis Yayınları, s. 50-54.)”
“Ey İslam aydınları! Gelecek zamanın mutlu ve ideal toplumunu oluşturmak görevi en başta size düşmektedir. Araştırma yapıp açık ve seçik şekilde onu ortaya koymak ve gerçekleşmesi için adeta can pahasına savaşmak, sizin ödevinizdir. Çünkü: eğer sizler bu görevinizi yerine getirmezseniz zülüm, zorbalık, hile, aldatmaca ve sömürü esaslarına dayanan günümüz dünya düzeni, daha vahim bir şiddet kazanarak devam edip gidebildiği yere kadar gidecek, arada bir de kaçınılmaz patlamalarla alabora olacaktır. Böyle bir gidişte, insanlığın telafisi güç zararlara ve sarsıntılara uğraması mukadderdir. (Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı, Sezai Karakoç, Diriliş Yayınları, s. 123.)”
İkon, Benzetim ve Emoji
Bir sorunu adım adım çözme niyeti ile tasarlanmış algoritma, diğer adıyla Harezmi Yolu, art niyetli bir tersine çevirmeyle araçsal /verisel saldırı haline dönüşmüştür. Adım adım tasarlanan saldırılar ikonik, dilsel süslemeler, emoji dizgelerinin desteği ile insan bilincinin karşısındadır. Düşünmeye, eleştirmeye, karakteristik davranmaya yönelik kelimeler dışlanmıştır. Uzaktan olanın meşru dili, dijital kamusal alanda kesintisiz hüküm sürmelidir. Kelimeler kovulmalıdır. Anlam üreten, düşündüren kelimeler yerine emojiler meşrudur. Medyanın kelime kadrosu ve emoji dizgesinin amacı veri kullanımını artırmak ve zamanı tekelide bulundurmaya yöneliktir. Hep zırlayan, zili çalan, titreyen, bildiren medya çok konuşup hiçbir şey söylememelidir.
Anlamdan uzaklık medyanın ilkesidir. Mevcut anlamlar dizgelerini bölüp, çözüp karıştırıp boşluğa dönüştürmelidir. Boşluk at koşturtacağı dijital faaliyet alanıdır. Sergisi, verisi, müşterisi çoktur. Bu alandaki tasarım becerileri, insandan derlediğini yatay ve dikey boyutların, verinin ve görüntünün desteğiyle insanın tüketimine, deneyimleme merakına bırakır. Bu karşılıklı alışverişte deforme olan, tükenen, yıpranan ve çözülen insandır. Simülasyon olan, algoritmik olan, çevrimiçi olan; kendi mekanik, ruhsuz, sistemsel varlığını devam ettirir. Medyanın sahip olduğu algoritmik beceri, problem çözme becerisi değil kullanıcılarına/profil sahiplerine orada (dijital mahallede) olmayı emreden düğüm üstüne düğüm atan bir beceridir. Bir sonraki adım; yap, tüket, paylaş, takip et, beğen, bizimle kal, gibi emir telkin eden çevrimiçi olmaya ve çevrimiçi kalmaya davet eden bir dildir. Bu veri yığını içinde yolunu şaşıran (dosdoğru yolunu şaşıran) insanın varış yeri neresidir.
Emoji kullanmak duygularını ifade etmek değil göz yorgunluğu, gönül yorgunluğu, insansızlaşmak ve zaman kaybıdır. Bu yönüyle birincil iletişim yöntemi olarak değerlendirilemez. Bu alandaki algoritma, bir labirentin çıkış yolunu bulmak için yapılan matematiksel/mantıksal hesapların çok üstündedir. Burada; beden dili, hal dili kullanımı ile ikonik dil kullanımı karşı karşıyadır. Doğal ve yapay (insanî olan ve insanî olmayan) bu dil biçimlerinin işleyişleri ve evrenleri farklıdır. Biri doğaldır, insanın hamurunda vardır; diğeri yapaydır, tasarlıdır, veriseldir, ikonografiktir, tasarımcının niyetiyle, bakış açısıyla, dünya görüşüyle şekil alır.
Simülasyon duygu, duygu değildir.
Simülasyon annelik-babalık, annelik-babalık değildir.
Simülasyon öğretmenlik, öğretmenlik değildir.
Simülasyon komşuluk, komşuluk değildir.
Simülasyon mukaddesat, kurumsallık, aidiyet bu kavramların aslı değil benzetimidir. Bunlar asıldan uzaktır. Medyanın işi uzaklıktır. Üzerine düşeni en iyi şekilde yapmaktadır. Saniyenin hızıyla iletişim kuran insanlar birbirine uzaktır. Bu iletişim biçimi, sahte, aldatıcı, yanıltıcı, insanın asaletine uzak bir iletişim biçimidir. Uzaklaşmanın sonu çözülme, kaybolmadır.
Paylaşıma Açmanın Etiği
Sosyal medya hikâyelerinin olduğu yerde kişiliğin, iradenin, bireyin kendisi yerine kopyası, benzetimi, kendinden uzak hali bulunmaktadır. Kopya kendi dinamiği içinde hareket eder, yoruma, dışarıdan müdahaleye açıktır. Asıldan uzaklaşan bu taklidi varlık, çevrimiçi olduğu bir ağ üzerinden yüzünü, özel hayatını, mahremiyetini, görüntü ve beğenilerini paylaşıma açar. Paylaşım başka paylaşımlara, yorumlara kapı aralar. Profilin sürdürülebilirliği açısından bu ağ mamur kılınmalı ve devamı sağlanmalıdır. Bir zaman sonra bir veri bombardımanı, uygulama algoritması, çoklu saldırılar altında kimin ne paylaştığı, kimin neye yorum yaptığı, hangisinin seçilip hangisinin elenmesi gerektiğinin bir anlamı kalmamıştır. Böyle bir yapı içinde insan (karakter, kişilik, irade) her yönden isabet alan bir açık hedef haline gelmiştir.
Benzetim sistemler ile insanın kendisi arasında dağlar kadar fark vardır. Kaçış ve arayış içinde olan, enformatik cahil olan, nefsine söz geçiremeyen, egoist olan, sınır tanımayan, insan böyle mata, post, hiper yapıları sevecek ve bunların ağı içinde hareket edecektir. Bu kullanım alışkanlığı; uzaktan ile ilgili olan uygulamaların dişe dokunur yönlerini de ortadan kaldırır. Mata’nın, psot’un, hiper’in, sanal gerçekliğin etiği var mıdır, varsa nerededir? Bir uygulama insanı tüketmeye davet eden bir dil kullanıyorsa ve bunu görüntünün kelimelerin ardına saklıyorsa; buradan doğan zararı sosyal medya uygulaması ya da sanal gerçeklik mi tazmin edecektir? Dünyada ve ülkemizde işleyen bir medya etiği var mıdır? Varsa sınırları, yaptırımları nelerdir? Mantar gibi türeyen uygulamaların insan-medya, insan-nesne, insan-olgu etkileşimi açsından tutumu, yorumu nedir?
Derisini Satan Adam (The Man Who Sold His Skin, 2020) adlı film, başrol oyuncusu Sam Ali’nin bedenine dövme yapılarak müzelerde sergilenmesini konu alıyor. Kaçak, suçlu, üçüncü sınıf mülteci Suriyeli Sam Ali, sırtında dövme sayesinde dolaşıma ve paylaşıma açılır. Müzede sergilenen adamın sırtındaki dövmedir. Sam Ali bu dövme sayesinde kayda değerdir. Ticari bir ürüne dönüşmüştür. Yüzün paylaşıma açılması ve ticari ürün olarak sunulması, benzer bir paylaşıma açma biçimidir.
Ortega Y. Gasset’in Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üzerine Düşünceler ve Şaban Teoman Duralı’nın Omurgasızlaştırılmış Türklük kitaplarının isimlerinde yer alan insansızlaştırma ve omurgasızlaştırma eylemleri, aşamalı olarak gerçekleşir. Bu iki kelime anlatılmak istenene iki örnek olarak seçilmiştir. Aslolan ortadan kaldırılarak yerine niteliksiz, sanal, meta, hiper, post benzetimleri getirilebilir.
Ana Kucağı
Medya davetkâr bir üslup kullanır. Cümleleri emir kipindedir. Sanal ortamın güvenli olduğu düşüncesini telkin eder. Orada tehlikelere yer yoktur. Dost canlısı, şefkatli bir ana kucağı gibi çocuklara, gençlere; sanal oyun parkları, görüntü ve video kütüphaneleri oluşturur. Orada analog saatlere, akrep ve yelkovana yer yoktur. Dijital sayaçlar hızla sıfırlanır, video tekrar yüklenir, oyun yeniden başlar. Bölümler, aşamalar, bonuslar, canlar ve oyun hakları zamandan azade bir döngüde kurgulanır. Bebeklerin kulağına bir ninni fısıldar, her kesimden insanı ekrana dokunmaya davet eder. Her dokunuş kullanıcılara; yatay, dikey, eğlenceli, renkli, ışıklı, akışkan sanal ortamlar sunar.
Şu cümlelere bakalım: “Bize ait olan ne kadar uzakta. YouTube.” “Messenger sohbet etmeyi kolaylaştırır”, “Bu gruplarda seninle aynı ilgi alanlarına sahip kişilerle bağlantı kur. Facebook”, “Kişisel sohbetleriniz uçtan uca şifreli odluları için WhatsApp bunları okuyamaz ve dinleyemez, Gizliliğinizi korumaya kararlıyız. WhatsApp” Sosyal medya uygulamalarında karşımıza çıkan cümlelerden sadece birkaçına yer vermiş olalım. Bu alanda cümleler üzerinden yapılacak bir araştırma/tez kullanılan dili, niyeti anlamamızda yardımcı olacaktır.
Niteleme Sıfatı ve Sonuç
Sorumluluk, irade, bilinç, karakter ve bunların çok yönlü, çok katmanlı, girift, simetrik, asimetrik, tasarlı, tasarsız, fizik, metafizik karışımından, toplamından, farkından, matrisinden, formülünden, genomundan, şifresinden deşifresinden ve/ya (ya da) kestirilemez, hesaplanamaz, tanınamaz, tanılanamaz bir tözden, arketipten, nüveden, ilk maddeden (bunun yanında şu an kimsenin bilmediği ve dile gelmeyen, konuşulmamış, kurulmamış, herhangi bir gramerin parçası olmayan kelime, kavram, terimlerden) oluşan insan (benlik, kişilik, birey), algoritmaların üstünde, metanın ve postun ötesinde, büyük veriye elif be öğretecek kadar üstat; tarifi, bilgisi, sınırı; ezeli-ebedi yaratıcısının katında olan (sayılanların toplamından daha fazla, toplamların toplamından daha fazla, Allah’ın kendine yüklediği misyon, potansiyel, yeterlilik, kevn ü fesat kadar) fiziki ve ruhi bir varlıktır.