Çeviren: Hasan Almaz
| Geldin de canım kurban sana lâkin şimdi niye? Ey vefasız, elden ayaktan düştüğüm şu an niye? İlaçsın da Sohrab’ın ölümünden sonra geldin Taş yürekli, bunu madem daha önce istiyordun şimdi niye? Ömrümüzün senin bugün ve yarınına zamanı yoktur Ben ki bir bugün senin misafirinim, yarın niye? Ey nazlı güzel, biz senin nazına gençliği verdik Bundan böyle sen var git gençlere naz et, bize niye? Yazık ki bu kısa ve itibarsız ömürler ile Bunca gafil olmak ben gibi bir aşığa niye? Ferhadımın feryadı soruyla başını eğmişti Ey tatlı dudaklı başı yukarıda olan, acı cevap niye? Ey bir an olsun gözümü uyutmayan ayrılık gecesi Benim uyumuş bu bahtıma bunca La La niye? Gökyüzü aşıklarının tümünü perişan ettiğinden Şaşıyorum ben dünya parçalanmıyor, niye? Ey bülbül, gülden ayrılık hazanındaki üzüntü tarzı Sessizlik vefadarlığın şartıydı, kavga niye? “Ey Şehriyar” sevgilin olmaksızın yola çıkmazdın Bu kez kıyamet yoluna gidiyorsun, yalnız niye? |