İşte bu da oldu Tanrım, içimi kanattılar
Sürdüler ışkınlarımı kapkaranlık dağlara
Bilmediler topraklar en çok beni ağlatır
Ve oyunsuz çocuklar, tılsımlı kalabalıklar
Her gün okunan kitap, öldürmeyen intihar…
Giderken ne bulacağımı bilmeden yürüyorum
Gözlerim şarabî…
Gölgem boğuk düğümler atıyor yanımdaki cesetlere.
Her köşe başında yanılgı koroları kahkaha ilahisi okuyor.
Yalnız bıraktıkları suretime çıkıyor en büyük ikramiye.
Ama iş işten çoktan geçti!
İşte bunu anlamıyorlar Tanrım, adımı yanlış biliyorlar
Yükümü taşıyan beden bile ısınıyor toprağı görünce
Sesim papatyalar içinde tohum serpiyor darağacıma
Sonra buz kesen dilime yapışıyor bir ayrılık türküsü.