Papa 14. Leo’nun ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapması sıradan bir ziyaret değildir. Ziyaret, İznik Konsili’nin 1700. yıl­dönümü münasebetiyle tertiplenmiştir.

Peki İznik Konsili’ni bu kadar önemli kılan nedir?

İznik Konsili, 325 yılında yetkili 200’ün üzerinde piskoposun katılımıyla yapılmış ilk büyük teolojik buluşmadır. Konsil, Hristiyan dünyanın o dönemdeki sorunlarını tartışmak ve ka­rara bağlamak üzere toplanmıştır. Konsilin en önemli özelliği ise henüz kiliseler arasında ayrışma olmadığı için —yani mez­hepler ayrılmadan önce— “ekümenik” sıfatıyla toplanmış ol­masıdır. Bu bakımdan aldığı kararlar bağlayıcı ve önemli kabul edilmiştir.

Piskoposların konsilde kaleme aldığı “inanç esasları” hâlâ yü­rürlüktedir. Ancak bugün Hristiyanlıkta “İznik İnanç Esasla­rı” diye bilinen metnin çok daha sonra şekillendiği bilinmekte­dir. Zira Hristiyan inanç esaslarını tamamlamak için sonraki yıllarda Efes ve Kadıköy gibi yeni konsiller toplanmıştır. Buna rağmen İznik Konsili, ilk olması bakımından sembolik bir değere sahiptir.

İznik Konsili’nin o günkü toplantısında iki önemli konu mü­zakere edilmiştir: Birincisi Paskalya Yortusu, ikincisi ise Hz. İsa’nın “peygamberlik” kimliğine dair tartışma. Bu teolojik tar­tışmanın sonunda İznik Konsili şu hükme varmıştır:

“Hz. İsa’ya (Mesih’e) Tanrı demek mümkündür. Zira O, gerçek Tanrı’dan doğrulmuş; ancak yaratılmamıştır. Tanrı ile aynı öz­dendir. “

Bu hükümle Hristiyanlık dinine dair en mühim inanç esasla­rından biri belirlenmiş oluyordu. Bu bağlamda İznik Konsili, hem Hristiyanlar için sembolik bir anlam taşımakta hem de çok önemli bir teolojik konuyu karara bağlaması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

Konsilde Hz. İsa’nın insanî yönüne vurgu yapan ve dönemin etkili hareketlerinden biri olan Aryüs ve takipçileri aforoz edilmiş; böylece Hristiyanlık, tevhidî gelenekten uzaklaşıp devlet ve kilisenin yönlendirdiği teslisçi bir çizgiye doğru dönüşmeye başlamıştır.

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo’nun ziyaretine bu çerçeveden bakıldığında, üstlendiği rol daha anlamlı hâle gelmektedir. Patrik Bartholomeos’la ortak bildiri yayımlaması, Ermeni ve Süryani kiliselerine yaptığı ziyaretler bunun en çarpıcı göstergeleridir. Papa 14. Leo’nun Volkswagen Arena’daki ayini bizzat yönetmesi ise hayli düşündürücüdür. Papa’nın heybesinde diplomatik temasların yanı sıra meşhur “dinler arası diyalog” hamleleri olduğu anlaşılmaktadır (Sultanahmet ziyareti buna işarettir). Tüm bu işaretler, ilk resmî yurt dışı ziyaretinin Türkiye’ye yapılmasına şaşırmamak gerektiğini göstermektedir. Nereden bakılırsa bakılsın, kanaatimizce bu ziyaret “stratejik bir hamledir”.

“Taleal bedru aleyna”nın program başlamadan önce okunmuş olması bile, çağrışımı sebebiyle ma’şerî vicdan ve misyon açısından bir hatadır.

Terörsüz Türkiye süreci devam ediyor.

“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi” amacıyla başlatılan süreç doğası gereği ağır işlemektedir. Bu zor ve meşakkatli süreç “devlet aklıyla” son derece titiz bir biçimde yürütülmektedir. İmralı’ya heyet gönderilmesini tasvip etmiyor, şu prensibi takdir ediyoruz.

“Bu süreçte iki temel noktada tavırların farklılaşacağı aşikârdır. Ya etkin olarak karşılaştığı­mız sorunları, hatta karşılaşacağımız sorunları çözmeye niyet edeceğiz ya da edilgen şekilde başkalarının programının bir parçası haline geleceğiz. Hiç şüphesiz Türkiye gibi güçlü ülkeye, Türk milleti gibi büyük millete güçlü şekilde, aktif olarak olayların önünden gitmek ve olayları yönlendirmek düşer.”

2025 aile yılı...

Aile harim-i ismetimizdir ve korunmalıdır. Eğitim kurumları, sosyal teşekküller, aile efradı, bozulma ve çürümeye karşı tedbirler almalı ve diriliği muhafaza etmelidir. Aile, medeniyetin ve varoluşun özüdür. Bu sebepledir ki, nüfus artışı teşvik ediliyor.

TOKİ’nin 2025 için planladığı 500.000 konut projesi. “Yüzyılın projesi” denmesine rağmen 2+1 daireler 65-80 metrekare, 1+1 daireler ise yaklaşık 55 metrekare…

Bu dairelerde üç çocuklu aileler oturacak.

1+1 daireler zaten yalnızlar için.

Aile yılı..

Mimari böyle mi olmalı? B

ir tezat yok mu?