Kapıları severim. Özellikle şehrin kadim mahallelerinde zamana direnmiş iki kanatalı ahşap bahçe kapılarını… Okumasını bilen için, adeta birer şiirdir kapı. Her kapı bir mısradır. İki kapı bir beyt. Uğradığım şehirlerde, kasabalarda o şiiri okumaktan zevk alırım.

Şimdi bir hayal edelim: Kim bilir kimler açtı o kapıyı? Sahi, kimler girdi içeriye? Bir ana açtı o kapıyı. Yeni yürümeye başlamış bir sevimli yavru dokundu o kapıya; dokuna dokuna büyüdü… Kocaman adam oldu. Gönlüne bir Leylâ düştü.

Duvağıyla bir gelin girdi; davul zurna eşliğinde geldi sokağa dualarla geçti eşiği. Bir gün mahalle mescidinde okunan salanın eşliğinde kapıyı açan ana ağaç ata binerek ebedi yolculuğuna uğurlandı. Şu delikanlı askere, vatan nöbetine, ötekisi tahsil için gurbete yolculandı.

İşte bak, zamana direnen kapı nasıl da konuşuyor. Şiir nasılda dökülüyor sokağa… Sokak şiir ve gül kokuyor. Kapı mahremiyettir; içeri buyur ettiklerini ana şefkatiyle sırlarıyla sarıp sarmalıyor. Bazen bir huzme gibi neşe dolup taşıyor, bazen bir hüzün âh rüzgârıyla savruluyor dışarıya. Bütün sırlar kapıya çarpıyor; oradan yayılıyor gönül şehrine.

Kapıları seviyorum. Özellikle iffeti, onuru ve asaleti temsil eden iki kanatlı kapıları… Kapı iki kanatlı olmalı, tıpkı beyit gibi, kucaklamalı bütün yaranı, koruyup gözetmeli fukarayı ve garibi. Zira atalarımızdan öğrendiğimiz, ama unuttuğumuz hakikat şudur: Komşu kapısı, bazen sığınağı olur komşunun…

Orada dertler paylaşılarak yele verilir; gam, kasavet dağılır, nedamet tecrübeye tebdil eder, umut kaleminin ucu açılır. Kapılar inşa eder insanı.

Evet, insan kapıda insan olur. Bu kapı, sadece hane-i saadet kapısı değildir; bazen dost kapısı, bazen yar kapısı olur.

Bazen bir devletlinin, bazen bir hamiyetperverin, eşrâfın yahut kâmil bir insanın kapısıdır; âlî kapı… Mektep kapısı olur mesela; insanı yoğuran… Bazen ulu bir mabede açılır; aklı ve gönlü tazeler. Kapı açılır, buyur eder; yeni bir dünyaya adım atar insan.

Kedere, gam ve tasaya açılan kapılar yok mu? Elbette var; hastahaneye, zindana, işrete ve sefalete açılan kapılar…

Hayır, ben kadim mahallerde hep o sevimli kapıları bulurum; onlarla halleşir, onlarla dertleşirim. Benim yarenlerim, saadete açılan kapılar olmuştur; hep öyle olmasını da dilerim.

Bu yazıyı paylaşın