| Beşinci boyutun aksine ikliminde kesif tipi gördüm, sadrı hüma kuşunun. O etrafta üzerinden geçilmiş… Buz gibi kor!… Geçilmiş de, her kar tanesi inci gibi düşmüş zülal gözlere… Zülal dediysem, sızlayan gözü Yakub’un. Ak’a muttasıl öfke taşırken, omuzları katı emanetler bilenmiş yiğitçe. Yağan karmış. Kar, yanmış… O vakit yazılmış kar güzellemesi. Periler görüp, kaçırmış Kaf dağına varaklarını güzellemenin.. Peri dediysem, dağınık güzeller.. Gökten düş gibi süzülmüşler. 1. varak: Mevsim, ak kış. Varlığına âb-ı kar ağmış, hüsn-i yârdır deyip içerisinde saklamış. 2.varak: Kuş katarı görünen. Şu yüce dağ sevda belemiş bağrına… Mem gibi böylece… Kaç büklüm beklenen… Beklenen de gelmeyen. Şimdi düşecek saçımın ilk ağarmış teline, içte devran dönecek… Şimdi dediysem, belki… Umudu, toprağın karı derdiği gibi derdim. Başımı kaldırdım da, köşelerinde bulutların nazende berfler gördüm. -Var… Vakti var diye geçirdim. 3. Varak: Yeşilden libas giymiş yeryüz(ü). Bahar mı gelen ne!.. Bilmiyorum. Bildiklerimin tümü yanmış. Anlatılan:- İkinci varak sonrası içimde tipi görülmüş… Yağdıkça yanmış, yandıkça kalbimin nehirlerine akmış. Haber etmiş bülbül-ü şeyda: – Yüreğin kardan ateş olmuş. Sonrası: kendimi gördüğüm olmadı. Aklımda kalan/ içimde kardan bir zerre. Uzuvlarım yok! Ne varsa benden, hepsi şule. . kış . kar / ya(n)ğmış |