(Yaşar Saraç’a)
sen sonsuzluğa yelken açmışken
zamanı bırakayım gitsin
nasılsa kalmadı zamandan beklediğim
bütün yerleşikleri söken kökünden
kalan ömrümü göçebe kılan
bu apansız sessiz gidişin
ne tuhaf zamanda mekânda ikileşim
ben şimdi neredeyim sensiz
hangi dünyadan bu titreşim
gök yolcusunun toprağa girişi
parmaklarımda avuçladığım tozlar
senden mi şu uçuşanlar?
bir arada hiçliğin varlığın yüzü
ardı ardına akan film
ayırt edemediğim benzeşim
dünyadan perdelendiğinde vücut
aramızda şimdi hangi etkileşim
ben de yarı yarıya öldüm mü?
ama sakladı sevgini kalbim
bulutları göğsüne basıp sakladı şeklini
tuttum yine bulutsu ellerin en kardeş
kardeşliğimizde ölümsüz yenileşim