Semra Saraç

Eski Yerde

Geçmiş zaman kalıntısı bu mekândahangi zamandayım şimdi benvar mıdır geçirgenliği zamanıntünelleri birbirine bağlayangizemli bir geçidi ya da…Mazi karanlık şapkasının içindehep hizasını mı ayarlar güneşimize göreilerler gölge titrekliğiyle arkamızda önümüzdebilmem kimin bekçisi neyin takipçisi Geçmiş zaman kalıntısı bu mekândageçmiş zamanda mıyım…

Kimsem Olma!

Doğmayacak gibiyken gün yine doğdu. Yine rüzgârlar esti, bahar rüzgârları; yine yağmurlar yağdı, bahar yağmurları. Ve bitmeyecek gibiyken gün yine bitti. Üşüyordum ıslak kaldırım­larda, yalnız ıslanıyordum ıslak kaldırımlarda akşamüstü. Kimsem var mı yağmur damlası yakınlığında, kimsem yok mu geride bıraktığım…

Algılardan mı İbaretim

gerçekliği olmayan algıları giymişim üst üsteoluşmuş vücut oluşmuş evrenağaç daha bir durağan yerinde kaya daha bir durağançamurdan hamurumda köklüymüşüm gibisu akıp gitse de, dönüşümlü, döner yerinezaman gitse de, sönüp yanan lambadır yineher şeyde hakikatmiş gibi bir yüz bir duruşama ‘gibi’…

Kar Bir Zaman Yığıntısı

Kar yağdı, yağdı. Sadece karı izledim. Yapılmakta olan bir resimdi kar; ressamın, yalnız beyaz boyasıyla bir şaheser çıkıyordu ortaya, bu resmi izledim. Bazen de sanattan sanatkâra ge­çip ressamı izledim. Güneş görünürlerde yoktu, arada bir güneşi özledim. Kitapları özledim, okumayı. Yeni…

Ölülerimle

ölülerim, her yanımher biri bir sonlunun miras tümörlerikapanmış avuçlarında ömrümün tüm dilekleri doğu-batı toprak ürpertisiölülerimi taşımayı erteleyeceğimgerisinde kaldığım güne yetişmek içinolmazsa, bir mevsime kışı karlarında kaç kez erittimbuzların, yontulup durdu bedenisoğuğu bitmedive dağ gibi soyuntuları oyuntularıenine boyuna, sonra sonraaşıp da…

Gece Uçuşu’nda Bir Karakter, Şef Riviere

Gece Uçuşu adlı romanda, Buenos Aires’te, hava postacılığı yapan bir şirket tanımlanır. Gece uçuşuna çıkan üç pilottan, cesur ve di­siplinden taviz vermeyen başarılı Pilot Fabi­en, gece yarısı dönüşte fırtınaya yakalanır, onun karanlıkta fırtınayla savaşı ve soğuk­kanlılıkla verdiği kararlar, sonra ise…

Mavi Gezegende Kırmızı Alarm

(iyimser bakışımız gömüldü iyilerle)kıyılarına varma mavi gezegeninhabersizsin onun siyah gecesindenanneden tekneler de şimdi güvenli değil* kıyılarına varma mavi gezegeniniyimser yıldızlardan sarkıyorsun sendüşlerle kurulu bir evrendeniyiliği öven bir kitabın içindencennet ırmaklarından içip içipbillur kâseden süzülüyorsunsen masalsın da dünya masalsı değil sen…

Yalnız ve Herkesle

Herkes geçiyor. Sanki o kalacakmış gibi duruyor. Makamı ve mekânı orasıymış gibi duruyor. Ve büyük bir keşifte bulunmuş gibi diyor “Herkes geçiyor.’’ Bu arada rüzgâr da mı geçiyor? Yanından geçen biri “Sen de geçsene’’ diyor. O an kendisinin de geçmesi…

Sezai KARAKOÇ’U Yazmak İsterken – IX –

BAYAN YAZAR – Peki, ya biz?BAY ŞAİR – “Bizse sesleniyoruz cehennemden’’ diyor ve şöyle devam ediyor:“Bizse sesleniyoruz cehennemdenBataklık ve her türlü kir içindenİnkâr umursamazlık körlükHer türlü putlaştırma ve madde-taparlıkİlkin bu kötülük ağını yırtmak gerekKöleliklerin çelik zincirini parçalamakRuhları çekip götürmek yeni…

Geçmiş Yanımızdadır    

ellerin izdir ve ellerin iz tutmaktadıreşyada, başka ellerdeparmak izin kaç milyon sayıya ulaşmıştıryaşamı yaşamaklığı boyuncaoluşu içinde zamanın Oluşu içinde zamanın varlığa dair tutanaklar tanıklarve takvimler biz tutundukça çoğaldıinsan insana tutundukça çoğaldıbir tarihi varsa topraklarınanıları insanıngeçip gitmez hiçbir şeyyalnız, “şey” gitmenin…

Ona Ne Söyleseydim?  

Penceresiz bir odada, daha doğrusu karartma perdeleri kapalı yarı karanlık bir odada, odanın bir köşesinde o bir köşesinde ben sessiz oturuyoruz. Sessizliğin belirsizliği hüküm sürüyor. Ne olacağı ne yapılacağı belli değil. Harekette bir sesmiş gibi (sese sebebiyet verebileceğinden olsa gerek)…

Sezai Karakoç’u Yazmak İsterken  – VII –         

BAYAN YAZAR – Fazlasıyla renklendi, sarı ve kırmızıyı devirdin turuncu oldular. Hintliler gibi… BAY ŞAİR – Öyleyse Tagore buyursun: “Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.…Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.Kirpiler…

Gazze

bu gezegende gecesi insanlığıngeçmiş çağların çığıyla yuvarlanıyorgeleceklerin acıyı devralmış çığlığıylakaranlık köprüleri çoğaltanlarve o köprülerden varanlar birbirineşafaksız geceyi alkışlayanlaronların ki kalplerini kaburga kemikleri ezmişruhları karışmış kasırganın soluğunaduyumsuz duygusuz uğultulu yası üflerlerkaranlığı katranlarlar zindan hıncıylakafatasları ki beyinsiz oyulmuş kayalıklardıravcı yarasa gözünün güneş…