Semra Saraç

Sonuna Az Kaldı

– Ne zaman oturdum bu koltuğa?Şu karmakarışık, perişan beynimin içi nasıl anlatılır? Sanki hissettiğim başka bir şey, dudaklarımdan dökülen daha başka bir şey; yaşamak istediğim başka bir şey, yaşadığım daha başka bir şey. Bu bir şeyleri saymayı bırakıp ne zaman…

Kardeşliğimizde Yenişelim

(Yaşar Saraç’a) sen sonsuzluğa yelken açmışkenzamanı bırakayım gitsinnasılsa kalmadı zamandan beklediğim bütün yerleşikleri söken kökündenkalan ömrümü göçebe kılanbu apansız sessiz gidişin ne tuhaf zamanda mekânda ikileşimben şimdi neredeyim sensizhangi dünyadan bu titreşim gök yolcusunun toprağa girişiparmaklarımda avuçladığım tozlarsenden mi şu…

Depremin Vebali

yığınla yitiği ilan et dellâldelileri topla sesinde deliller yerinedelivermenin kıl payı ayarındaki korkusuz hür çıksın yığınla yitiği ilan et dellâldağılan yuvalar ve yavrularyuvalananların yuvadan attıklarıdaha dün gülenlerin yasında bugün yeryüzü gün karanlık yerüstü yer altı gibidiryarasalarını bıraktı mağaralarduyarlılığını yitirmiş ruhlar…

SEZAİ KARAKOÇ’u Yazmak İsterken

KİŞİLER:Bayan YazarBay Şair Bir çalışma odası. Oda kapısının baktığı karşı duvarda büyük bir pencere. Solda, duvarıkaplayan bir kitaplık. Onun hemen önünde bir sandalye ve masa. Masanın üstünde, birazgeriye sürülmüş bir laptop, karanlık ekranı kapalı görünümü verirken, odada, başka bir müzikaleti…

Göz Bir Göldü ve Göl Yaşamdı  

gözüm ne gördün gölde konaklamış oturuyorsunsuyun balığısınçırpınan gözkapakları arasındaki dünyadayüzer yüzersindağ esintisinden mideniz esintisinden mi dalgaların gözüm ne gördün gölde konaklamış oturuyorsunaçar yüzünde nergisler nilüferlersu düğün çiçekleri gülersen gibi lotus toz kondurmaz özünesaf inci alıcılığındasıngözünün kıyısından mı damlalargönlünün kıyısından mı…

Sisli Bir Günde

Bir Ocak günü sisli bir sabaha uyanıyorum. Sisten sabahı göremiyorum sanki. Odadaki alacakaranlığa bakıyorum, camlara bakıyorum, camlardan dışarıya. Gördüğüm bir şey yok. Camların önündeki bu sis perdesi yalnız gözlerimin önünde ve dışımda değil de, başımda ve içimde de. Sanki onu…

Yol Kesici

–Dur! Sözünü bırak!–Anlamadım?–Sözünü bırak! Yaz şuraya bir iki satırda öyle git.–Acelem var kardeşim durdurma, öyle hızlı akıyor ki zaman yetişemeyeceğim.–İşte onun için yaz. Yoksa seni tanıyamayacağız. Buradayken ne hâlde olduğunu, gelmişken ve giderken ne düşündüğünü bilemeyeceğiz.–Herhangi bir fevkaladelik yok ki…

Karda Birkaç Şiir   

Şimdi mevsim kış, aylardan Ocak… Erzurum’da olduğum hâlde ve şimdi Erzurum da kar içinde olduğu hâlde, kışı, kartpostallardan yazacağım. Geçenlerde bir vesile ile kış manzaralarına bakmıştım ve çok hoşuma gitmişti. Hatta hiç kış manzarası koymazken bilgisayarın masaüstü arka planına, onların…

Yağmurlar

ey elleri burçlara yükselen muhtaç ey pişmanlıkla çözülen bulutlarbengisu pınarlarından billuryeryüzünün tövbesi gökyüzünün mü yağmuryıkanır ağaçlardan toprağa ırmağaey pişmanlıkla çözülen bulutlar ey pişmanlıkla gözü çözen bulutlaryakıp kibrin kinin sürgününüboşaltıp şimşeğin kibrit külünüarz edip yağmura günahkâr toprağınıgözlerin gecesini gündüzünü arzulvi fikri…

Gök Rüyası Gerçeğim

yeryüzünden yükseliyor kanatlarımkonuyor sonsuzun pencere önlerinesaksılarda çiçekler açıyor meleklerkuşlar doluşuyor içerime üstümde, ve üstümden süzülüyor ezgilerisarıyor evreni kanatların dansı armonisimutluluk bir yelpaze yukarılardaneğilip bozkırımı serinletiyor bir gök rüyası bütün gerçeğimben dünyayı dünya beni bulamıyorkalbim ne kadar yalnız bir duadünyada olmayan…

İnsanın Elleri Var

ellerin elsizlerin mi bahtsız serüveniçıkarının çarkı çeviriyor hileleriörüyor parmaklarından ölümcül kafesleruygarmış elleri(!) sönüyor yaşamsal ezgihangi çağ, taşı taşa sürtelim ateş çıksıntaşlar dillendirsin merhamet efsanesini kaygısız kafatasından kaskatı buluşlarsevgiyi sevdiğini eldivenleri tutarkalbi duymasın nutuklarda en önde tutargözleri kan coğrafyasında kanı mayalaroklarının…

Pabuçlar

yelken açmışsınız dünyaya dümende pabuçlardalgalanıyorken çamurdan sokaklaryön karmaşasında yel, dönüyor her yöndenyılan gibi sürünemez pul pul batar pabuçlar.tırnak uçlarınızdan bir ıslık tuttururçamurla çalkanan rotası ayaklarınızınah pabuçlar tutunun, silkinin, siliningünahın kırbaçlayışlarından kanıyorsunuz.bakın, toprakla haşir neşir pak çocuklaryer altı işçileri tavşanlar bembeyazsize…