Hangi dağın örtüsü ağartır artık
Günahla kirlenen yüzümü
Ben
kiremit renkli bulutların katibiyim
Sur Kenti’nin dökülen tuğlaları

Adım Muhyeddin olsun isterdim
Konos diyorlar
Eskiden eşkıyaymış
ermiş diyorlar
Yüzündeki kirleri sulara salmış

Sen üzülmeyesin diye
ey Dilber
Erkenden soyundum günahlarımdan
Erkenden Muhyeddin’e ulaşmak için
Ve seni Muhyeddin’e
Geç kaldım

Vardım da meydanına
Sur Kenti’nin
Göğsü buharlanmış
gülüyordu Muhyeddin.
Darağacına tebesüm böyle olmalı
Ve ibret olsun diye
boşanırcasına sağanak

Türbedar olmak için
o yiğit ere
Yanıbaşına kurdum ocağı
Kapımı kapayıp çektim perdemi
Büründüm örtüye yaşlı yüzümle
Bu yazıyı paylaşın