Küresel İyi Oluşa Yönelik Bir Manifesto

“Bugün bizler, ülke, ırk, renk, kültür, din, inanç, ideoloji ayrımı yapmaksızın en şerefli varlık olarak tanımlanmasına rağmen “doyumsuz, sınır tanımayan, benmerkezci, hedonist, tatminden başka amacı önemsemeyen”, yüksek insani değerlerden yoksun insan karakterinin ön plana çıktığını görüyoruz. Bu nedenle geleceğimizin ve güzel mavi gezegenimizin daha barışçıl, daha sürdürülebilir, daha adil ve daha yaşanılır olması için bu bildiriyi yayınlıyoruz.

(…) Bu nedenle 21.yüzyılda küresel bilgelik değerlerine daha çok önem verilmesinin, sağlık, kültür, eğitim politikalarında göz önüne alınmasının önemini vurgulamak istiyoruz. Düşünen ve sorumluluk alan bir varlık olan insanın, anlam arayışında sadece kendini düşünmenin bir yanılgı olduğunu beyan ediyoruz.”

Bu metin, 22 Nisan 2021 yılında Üsküdar Üniversitesi senatosu adına Nevzat Tarhan tarafından “Küresel İyi Oluş Manifestosu” olarak kamuoyuyla paylaşılan bildiriden alınmıştır.[1]

Evrensel Ölçüler!

Neye göre çok, neye göre az deriz? Standart koyanlar, ölçüleri belirleyenler, referans değeri oluşturanlar onları neye göre oluşturur? Başarılı veya başarısız olanlar neye, kime göre başarılı veya başarısızlıktır?  21. yüzyıl becerileri, her türden nesnenin üzerine yapıştırılmış etiketler, gözümüze sokulan sayılar, harfler, logolar neye göre standardize edilir? Ölçüsüz davranışların ölçüsü nedir?

Standart kelimesi sözlükte “belirli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış ölçün, ölçünlü” olarak tanımlanıyor. Bu tanıma ek olarak tek tip, tek biçim; belirli ölçülere yasaya, kullanıma uygun; örnek veya temel olarak alınabilen tanımları da içinde barındırıyor. Standardın norm olarak kullanılan, ölçülü anlamı da var. Normalle buradan bağı kurulabilir.

Tutarlı olmama davranışını belirten çifte standardın yanında hayat standardı, standart dil dikkate değer kavramlar. Standart dil için ortak dil, kültür dili, aynı dili konuşmak gibi açıklamalar yapılabilir. Dahası: Tarafların belirli şartlar içinde iletişim ve anlaşma biçimidir, denebilir.  Örneğin savaş, sömürge, can kaybı, silahsızlanma diyorsak, bunların anlamı ve yaptırımları Filistin’de farklı, Afrika’da farklı; Avrupa ve ABD’de farklı olmamalıdır. Yedi kıtada, kelimelerden ve bunların ortaya çıkardığı olgulardan ve yaptırımlardan aynı şeylerin anlaşılması gerekir. Standart dil bir ülke içinde anlaşma aracı olacağı gibi, küresel manada bir anlaşma aracı olabilir. (Burada kültürün tek tipleştirilmesinden bahsetmiyorum.) Bilimsel verilerin ışığında, teknolojik icatları omuzlarında, dünyanın çok üstünde uzayda, uygarlığın bütün seviyelerini geliştiren insan ırkı için ortak bir iletişim dilinin olmaması garip değil mi?

“Bin yıllardır biriktirdiğimiz tüm dilsel savunma metotlarını bu mücadelede kullanırız. Sözcüleri ötekini kurtarmaya değil, ötekini yok etme, tahrip etme uğruna harcarız. Dili, savaşa giderken kılıcını bileyleyen savaşçılar gibi bileyler, estetize eder, daha da keskinleştirip daha da incitici hale getiririz. Dil artık bir iletişim değil, savunma ve karşı saldırı sanatı aracıdır. Dil artık götürmez ve getirmez. Sadece yok eder.”[2]

Enformasyon Sarhoşluğu

“Artık birbirimize hikâyeler anlatmıyoruz. Bunun yerine durmadan, aşırı ölçüde iletişim kuruyoruz. Gönderiyor, paylaşıyor, beğeniyoruz. Kolektif bilinçte bulananları kutsayan “ritüel tefekkür” yerini iletişime ve enformasyon sarhoşluğuna bırakıyor. İletişimin gürültüsü, tüm köylülerin katıldığı, hepsini tek bir büyük hikâyeye bağlayıp onları birleştiren “şarkıyı” susturuyor. İletişimsiz topluluk, yerini topluluksuz iletişime bırakıyor.”[3]

Verisiz Olan İhtimallerin Matematiği

Veri ve enformasyon olarak algılanan dünyada; iyiyi isteyen, aynı dili konuşan, ortak bir anlatısı olan bir dünya toplumu oluştura imkânsızdır Matematiğin, kuantum fiziğinin imkânlarından yaralanıp (evreni) tanımaya çalıştığımız dünyada indirgemeci yaklaşımlar, problem çözmekten çok dünyanın başına yeni problem ağları örecektir. Böyle bir döngüde döne döne soğuyan sistem kendini tüketecektir. Sonu belli olan evrenin görünen üzerinden mutlak hâkimliğine soyunmak havanda su dövmekle eşdeğerdir. Ne var ki bu keşif ve güce tapınma anlayışı perde kapanana kadar iştirakçileri oyalayacak algoritmalara ve belirsizliğe sahiptir. Evren yazılımı Allah’ın kudretinde olan algoritmalar algoritmasıdır. Sonuna kadar hesapların değişebileceği bir kevn ü fesat alanıdır.

Asgari Düzeyde İnsanlık Bilgisi

İoanna Kuçuradi, Etik adlı kitabında düşünürler ve bilim insanlarına yönelik iki tespit sunar: Değer adına değer harcama, etik değerin soruları ile hiç hesaplaşmama. Adı geçen kitapta bir davranışın etik olabilmesinin aşamaları, felsefesi üzerinde durur. Kant’ın “iyiyi isteme” kavramına değinir[4]. Tek başına “iyiyi istemeyi’yi yeterli görmez. Evrensel iyinin, mutlak iyinin; dünya üzerinde geçerli bir tanımı için insan topluluklarının mutlak iyinin bilgisine –iyinin ve kötünün bilgisine- sahip olması gerektiğini vurgular. Etik eylemin felsefesi bir yana; aklın, gözün, vicdanın, ruhun gördüğü tarafıyla iyiyi isteme, insan onuruna saygı duyma, cana kastetmeme, bebek cesetlerinin üzerine devlet kurma idealini taşımama gibi temel davranışlar için asgari düzeyde insanlık bilgisine sahip olmak gerekir. Bunun olmadığı yerde iyinin ölçüt olmaktan çıktığı; çıkar çatışmasının, medeniyet çatışmasının, sömürünün ölümün; bunların toplamından oluşan kargaşanın hüküm sürdüğü bir dünya ortaya çıkar.

Bir kavramı o kavramın uğruna yok etmek: barış tesis edeceğim diye, bir bölgedeki barışı ortadan kaldırmak, dünya barışına bir darbe vurmak. Birilerini öldürmeyi yüksek ideallerini gerçekleştirmek uğruna meşru hale getirmeyle aynı kapıya çıkıyor. İyi ve güzel adına, iyi ve güzeli ortadan kaldırmak gibi. Bunun güncel bir örneği de sosyal ağlarda kavramların, değerlerin, eylemlerin yok edilmesi. Simülasyon ve algı yanılsaması ile icra edilen uyuşukluk ve uyku hali… Bir fotoğrafın beğenilip, paylaşılması ile sorumluluğun rafa kalkması durumu. Dijital özgecilik, simülasyon diğerkâmlık, konfor alanının içinde tüketimin uçlarında yaşamak hat safhada. İşte, böylelikle aynı dili konuşuyor ve aynı üzüntünün yasını tutuyoruz.

Uluslararası Tamlamalar

Terimler ve kavramlar vardır, görüntüler ve veriler üzerine düşeni yapar, kitleler iyi yaşadığına ve dünyada iyi bir düzen olduğuna ikna edilmiştir: Gidilecek, görülecek, yaşanılacak bir yer hep vardır. Tüketim için bir sınır, hazzın toleransı ve durmak yoktur. Bu hal içinde düşünmenin yerini başka temel gereksinimler alır: Bir çizgi filmde midenin bulunduğu yerde vücudu kontrol eden bir beynin olması gibi… Aslında söylem, eylem ve çağ hiç de göründüğü gibi değildir.

Uluslararası söylemlerle; uluslararası davranışın, yaptırımların, hukukun örtüşmediği, eşleşmediği, uzlaşmadığı bir çağdayız. Söylem olarak becerikli (iyinin inşasına ve iknasına) eylem olarak; kötünün, sömürünün, savaşın ve kıyımın hâkim olduğu; dijital, işlek, sensörlü, hızlı bir çağ. Ölçüsüz ölçülerin, egemenlerin, ekonominin, gücün, kitle imha silahlarının hâkimiyeti altında dijital, kötü niyet ağlarıyla örülmüş bir çağ. Burada evrensel ölçü oluşturmak, uyum sağlamak zor.

“Bahaneler, kendini aldatmalar, iki düşüncelilik ağını iyice kavramalıyız. Tarafsız olup dünyayı ve kendimizi, narsisizm ve yabancı düşmanlığı tarafından bozulmamış halde ve gerçekçi olarak görmeliyiz. Özgürlük, ancak aklın ve hakikatin bulunduğu yerde var olur. Aklın sesinin çıkmadığı yerde eski moda hizipçilik ve putperestlik serpilir. Dış politikadaki olaylar hakkındaki hakikatin bilinmesinin, özgürlüğün ve barışın korunması için hayati önemde olduğu sonucu çıkmıyor mu?”[5]

Yolunu Şaşıranlar[6]

Ölçüsüzlüğün ölçüsünü bulacak bir bilinç açıklığı, görme biçimi, basiret insanlığın ortak ihtiyacıdır. Toplumsal anlatısını, daha geniş anlamda evrensel anlatısını; menfi, hızlı, sanal olanla takas eden 21. yüzyıl dünyasında; içinde barış olan, erdem olan, adalet olan yaratılışa uygun bir anlatı sadra şifa olabilir. Kâğıt üzerinde, hava sahasında, yerin altında; bireyselde, devlet eliyle, sivil toplum tarafından faaliyete geçirilmiş; doğudan batıya, kuzeyden güneye her insana yaşama hakkı tanıyan; Hakkı ve hakikati tanıyan bir anlaşma biçimi, davranış biçimi sadra şifa olabilir. Birkaç yüzyıldır gelişmişlik düzeyi içinde “üretime yararlı nesnenler” olarak “robot hayatı” yaşayanların güncel versiyonları “örtülmüşlük katsayıları” yüksek “matrix ashabı”dır. Bu sanal gerçekliğin içinde dünya standartlarına son derece sadık insanlar; feleklerini şaşırmış, yolunu kaybetmiştir. Neyi, neyin uğruna nesneleştirdikleri, kendilerini ne için nesneleştirdikleri belli değildir. Dilimiz döndüğünde anlayabilir ve anlatabiliriz. Dilsizleşerek, hâlsizleşerek değil.


[1] https://uskudar.edu.tr/tr/icerik/6650/pandemi-sonrasi-icin-kuresel-iyi-olus-manifestosu, Aynı zamanda bkz. Nevzat Tarhan, Bilgelik Psikolojisi 1, Timaş Yayınları

[2]  Ayşe Dilara Akdeniz, Mülklerin En Tehlikelisi Dil ve Manipülasyon, Muhit Dergisi, Eylül 2024, s. 87

[3] Anlatının krizi-Byung-Chul Han, Ketebe Kitap ve Dergi Yayıncılığı, s. 74

[4] Etik, İoanna Kuçuradi, Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, s. VI

[5] İnsanlık Başarabilecek mi?, Erich Fromm, Say Yayınları, 2019, s. 38

[6] Bu bölümde yer alan “Yolunu Şaşıranlar” kavramı Anton Çehov’a; “robot hayatı, üretime yararlı nesneler” kavramları Erich Fromm’a; “örtülmüşlük katsayısı, matrix ashabı” kavramları Mustafa Merter’e aittir.

Bu yazıyı paylaşın