soğuyan yazgımdan dökülen bir avuç kül
her gün gördüğü aynada ölebilen ben
-den arta kalan ölgün gül
açılmasından incinen ayın raksı.
çocukluğuma gergin dilimden
fırlayan kelimelerde can veren özgürlük,
ne yazık ki cesur değilim, bir ölü kadar.
fırtınalı bir geceydi belki de
ıslık çalmayı dahi unuttu rüzgâr
bir yanımızda korkula gelen kün
diğer yanımızda kamberi olmayan düğün
ve heyula bir ağ oldu zaman
anıların sancılarımızda vücut bulduğu an
bilinmezlik ki iki ağzı keskin bıçak,
değdiği her yere karanlık düşüyor.
gökyüzünde manasız bir baş dönmesi
sokaktan kunduraları yırtık bir adam geçiyor
sustuk … Işıklar söndü-tak-tuk-tak- tuk
…
ve ay yüzünü gösterdi
perdelerden kan damlıyor