Ölmüyor insan belki kurşun taşa seğirtip
Uğultusu, çekirdekçi külahlarından-
-Havalanınca, buyrukları dindiren acımın
Yazgısına değiniyor dağılan mürekkeple yılgın

Küskün ayrılıyor masadan kalem ve adın
Katlanmış kâğıtların sızlayan yaralarında
Ölgün bakışlı çocuklar yoruyor caddeleri
Neyi bilmediğimden çok, çok uzakta dargın

Dirseklerine kadar balkon, biraz kasımpatı
El edip uzaklardan bütün tereddütlerine sokağın
Tuhaf bir bulantıyla çekiliyor üzerimden elleri
Ölü çiçek tabutlarına omuz veren adamların

Oyup sesini sazlıklarda bir kartalın
Söküp alınca gölgesini penceremin uçurumundan
Bıraktım yeryüzüne sınanası güzelliğini
Yüzü eskimiş vaiz camlarını taşlayan çocukların

Paltomun kulaklarında eriyen kış/ düşüyor
Üzüm karası gözlerinden tabancası unutkanlığın
¬Tetiği yoksun bulutları güneşsiz uğurluyoruz
Şalında bütün bir tarihi gizleyen kadınların.

Bu yazıyı paylaşın