1

Belki sen bir yıldız

Bana uzaklardan bakıp duran

Belki sen bana atılan bir ok

Hedefe varmayan

Belki ben kırmızı kanla boyanmış beyaz bir gömlek

Ya da bir ağaç

Patika yolun sonunda kurumuş

Belki keder bulutunun bir parçasıyımdır

Senin varlığını katıp yağmura asacak

Belki yarılmış bir avuç zemin

Unutulmuş tohumlardan

Pek hoş çiçekleri yetiştiren

Onun dalları benim adımı taşıyor

Belki gece veya gündüzüz

Gah görünüp gah görünmeyen.

2

Hasret damlayan gözlerini

Bana çevir

Geçmişin dakikaları

Şimdinin saatlerinde bulunmaz

Fırtınada yıkılmış evi

İncecik parmakların kaldıramaz

Bağrındaki ebedi ateşe

Odun oluyorum

Aşktan başka bir şey dökülmeyen dudakların

Gece karanlığında ne kadar temkin

Yeşilliğinin sırlarını bilemem

Öyle ya, ölen vakitlerinde

Senin gölgende bir nefes dinlenmek istiyorum

3

Kapılara kilit vuruldu

Yıllardır izlerini aradım seninle

Issız bir ovada karşılaştık

Sende aşkın sükûtunu sezdim

Şiirlerini tekrar tekrar okudum

Seni gördüm

Gönlünde keder yok

Gönlün kemale ermişti

Üzüntü tozları tertemiz silinmiş yüzlerinde

Yalnız aşk parıltısı.

4

Seni nereye koyacağımı bilemiyorum

Sıkılmış göğsümde bir korku alevlendi

Korku

Korku

Ta kendisi korkunun

Bende ne varsa güzellik adına

Doğruluk adına

Yuttu

Gözlerindeki temkinlikten

Yorgunluktan

Bağrındaki bana adanmış yumuşaklıktan korkuyordum

Hayır

Bağrımın yumuşayıvermesinden korkuyordum

Gök kubbenin ikiye bölünmesinden

Bir hücrenin ikiye bölünmesinden

Bir tohumdan iki çiçeğin filizlenmesinden

Bir kıtanın ikiye ayrılmasından

Korkuyordum.

5

Seninle bir ovada buluştuğumuz anlar

Bu korkuyu yenmenin vakti olur sanırım

Gözlerine dikildim

Onda yeşil bir aşk ışıldar

Dudaklarına baktım

Engin bir sükût dökülüyordu ondan

Ellerine göz attım

Onlar beni helak etmiyordu

Korku

Gözlerimi gördüm

Bir huzur vardı

Ellerime dokundum

O, kötü şeylere dokunmama izin vermiyordu

Yüreğini yüreğimde gördüm

Yok olmuşlardı birbirinde

Yavaş yavaş sarılmış birbirine

Kara bulutları sürmüştü uzaklara

Kurumuş kanları silmekte

Yok olmuşlardı birbirlerinde

6

Süslü gecedeki ezan sesi gibi

Kutsallık

İçimizdeki korkuları mağlup etmişti

Gözlerine baktım

Aşk seli yayılmıştı etrafa

Gök yarılmadı

Biz darağacına asılmış yüreklerimizi

Kendi kabına koyduk

Korku parçalandı

Kapılara kilitler vuruldu

Biz özgürlüğe kavuşmuştuk.

Tercüme: Nur Ahmet KURBAN

[1] Şaire, 1980 yılında Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrinde doğdu. Lisans eğitimini Çin’de Jeofizik alanında tamamladı. Yüksek lisansını Jeoloji alanında Almanya’da tamamladı. Hâlihazırda Amerika Wisconsin Üniversitesi’nde Erken Dönem Manyetik Bilimi alanında doktora yapmaktadır. Yazarın Fatime Seyyah mahlası ile kaleme aldığı Uygurca, Çince ve İngilizce çok sayıda edebi eseri bulunmaktadır. Onun özellikle modern Uygur şiiri ile ilgili çalışmaları dikkate şayandır.

Bu yazıyı paylaşın