yalan ile bir ömür ey yâr
bir kendimi kandırırım
seni yazmaktan vazgeçersem, yazamadığımdandır
gün gelir herkes ve her şey susar Şirâze
açanlar solmak, duranlar eğilmek, parlayanlar sönmek
ve gidenler dönmek zorunda hep
bu bir muammâ, sırrı bize açılmayan
sanırım üzerime düşen, bunu da sorgusuz kabul etmek
aç kargalar kışın havada dönerek uçar
belki ısınmak için, belki de sırf zaman geçirmek için…
penceremden onları izliyorum
ve şu soğuk havada nasıl donmadıklarına şaşıyorum
kar da yağıyor üstelik
gri gökte kara noktalar gibi görünüyorlar
çelimsiz aç kargalar
ara sıra pencereme konar
yuvaları var mıdır merak ediyorum
ağla Şirâze
benim ağladıklarıma
sen de ağla
sensizliğe, sensiz geçen her geceye ve onun sabahına
her gün aynı odada uyanışıma kızıyorum
yüzüme inen her çizgiye, her çizginin sensiz çekilişine yanıyorum
hiçbir evde sekiz aydan fazla kalmıyorum, hiçbir eşyayı sahiplenmiyorum
kendimi teselli için belki de, böylesi daha iyi diye düşünüyorum
hiçbir yere alışmadan yaşamak, kök salmamak, derin izler bırakmamak…
böylece geçmişin içine daha çok itiliyor, sadece orada yaşıyorum
akıl sağlığımdan şüphelendiğimi de kimseye belli etmiyorum
aslında ben bir delinin hayâlinden kaçmış başka bir deliyim
ya da çok emin olmamakla beraber, bunun böyle olmasını diliyor olabilirim
gri bir gök rahmet
sen bu rahmet altında sır gibi
inci mercan gibi
bir can gibi taşıdığım
sen bende hayat Şirâze
sen bende hep Şirâze