Gül…
Rengiyle, kokusuyla, endamıyla sevgilinin diğer adı… Maşuğun aşk ile yanışları değince nazenîn gönlüne humrete mâil olmak yazıldı gülün kaderine de… Bülbülünü inleyişi ve nihayetinde, aşkın alev rengini güle dokunduran… Ve bildi gül de bu aşkın rengini hem fevkini de ondan en güzel goncalarını kırmızıdan verdi. Aşkın, ateşin sevdiği gibi, gül de kırmızıyı sevdi. Dedik ya, gül aşka kader diye yazılmıştı. Çünkü önce aşk vardı. Alem yaratılmazdan evvel, zeytine ve tîne yemin edilmezden önce. Güzel, güzelliğini seyre dalmak isteyip Habîbini yaratırken “aşk” vardı. Aşk tek başına ilk hareket ettirici, her şeyin mebdei idi. “Yerlerin ve göklerin dönüşünü aşkın dalgalarından bil” diyordu aşkın üstadı. Üstelik bu aşk öyle kutlu bir kapıydı ki, herkesin geçmesi muhaldi. Aşk adam seçiyordu ve her verilen selamı da almıyordu. O, sadece ağlamak ya da yâr adına şiirler yazıp methiyeler düzmek de değildi.
Aşk her dem mahbûbu düşünmek, “an” miktarınca dahi özge candan ayrılmamaktı. Aşk, gece vakitlerinde herkes uykuya vardığında bunu haram bilmeyi ve seher vakitlerinde ıslanabilen gözleri istiyordu. Aşk, kendisinden gayrı her şeyin ortadan kalkıp yalnız kendisinin ikâme olmasının ve Mevlânâca sahibine kendisinden gayrısının haram olmasını istiyordu. Aşk ki acıyı en vefalı refîk bilip bu acıdan ayrı düşünce âh u zâr edebilmek ve yine Mevlânâca “Hayf ana” denilecek hale düşebilmekti.
Kimler âşık olabildi, kimlerin adı âşık diye geçti hatıralara? En ziyade Mecnûn’un adını duyduk ve inandık sevdasına. Öyle ki şairler yüzyıllardır aşklarını anlatma derdine düştüklerinde hep hallerine teşbihe kalkıştılar onun adını. Kimi de Mecnun’dan çok buldu aşkının yükünü ve;
“Mende Mecnundan füzûn âşıklık istidâdı var
Âşık-ı sâdık menem Mecnûnun ancak adı var”
diyerek âşıklığı bir yetenek cihetiyle değerlendirdi. Ama aşk en ziyade, yüzü hemen daima gül ile anılan kutlu Nebi’nin ömrünce kahkahayı bilmemiş ruhsârından süzülen gözyaşlarındaydı. Aşk Taif yolculuğunda kendisine taş atan ellere, gül mesabesindeki dualarını sunan gönülde ve kendinden önce ümmetini anmayı mutad edinmiş dildeydi.
Belki Fuzuli misali yetenek değildi ama, dedik ya aşk adam seçiyordu ve onun seçtiği adam olmak bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydi.
Muhammedî sevgilere ulaşabilenlerden olmak dileğiyle…