“Siz Hayat Süren Leşler!..”

Dallas hikâye...

“Türkiye muhafazakârlaşıyor!”diye üzülenler, kimi televizyon programları ve dizilerinin yaygın ahlaksızlıklarını görmez­den geliyorlar. Toplumu ayakta tutan aile müessesesinin temel taşlarından nikah, nesep, örf ve adetler bu programlarla çiğ­neniyor, normalleştiriliyor, insan kimliği taşlanıyor. Ne yazık bütün bunlar ‘Aile Yılı’nda yapılıyor. Aile ve toplum ahlakı ayaklar altına seriliyor. Sinema, televizyon ve sosyal medya dü­zeneğinde gizli ya da aleni din mahreçli aşağılamalara devam ediliyor.”Batıl şeyleri tasvir, safi zihinleri idlâldir” ilkesinden hareketle teferruata girmeye gerek yok. Çirkefi normalleştiren ne varsa önüne geçilmelidir. Sahada neler oluyor görmek yet­mez, tedbir alınmalıdır. Aksi halde “Aile Yılı” sadece söylem­den ibaret olacaktır.

Epstein Belgeleri...

Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı tarafından ka­muoyuyla paylaşılan Jeffrey Epstein dosyaları, ulusal ve ulus­lararası düzeyde geniş yankı uyandırmış, dikkatlerin yeniden ABD’ye yönelmesine neden olmuştur. Söz konusu belgeler, fi- nans çevrelerinde etkili bir figür olan Jeffrey Epstein’ın uzun yıllar boyunca genç kadınlar ve kız çocuklarının mağdur edildi­ği sistematik bir cinsel istismar ağı kurduğuna ilişkin iddiaları ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Yaklaşık üç milyon belge­den oluşan ve yargı makamlarınca açıklanan Epstein belgele­rinde, kamuoyunda tanınmış siyasetçiler, iş insanları ve etkili aktörlere ait isimlerin yer alması, tartışmaların daha da alevlen­mesine yol açmıştır.

Bu ölü ruhlara “sizi kim diriltecek” demenin anlamı yok. “Eps­tein adası” bir bakıma yeni Sodom ve Gomore! Olup bitenlere bakınca lanetlilerin aslında kim olduklarını daha yakından gör­müş oluyoruz. Bize medenî olarak gösterilen ve imrendirilen bu toplumların iğrenç yüzlerine “türkürmek” tepkimizin en cılız hali olacaktır: “Medeniyet denilen maskara mahlûku görün: Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!”

İnsanlık, daha önce hiç olmadığı kadar şaşkın ve çaresiz…

Her gün yeni bir gündem ve yeni bir yöntemle tanışıyor. Çoğu zaman bu yöntem karşısında ‘bana değmeyen yılan bin yaşasın’ diyerek suskun.

3 Ocak 2026 sabahı dünya yine büyük bir şaşkınlık yaşadı. ABD, Venezuela rejimine yönelik “sıradışı” bir hamle yaparak meşru Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak ülke dışına çıkardığını ilan etti. Bu operasyon, ABD’nin “vahşi batı” ruhuna uygun bir eylemdir. Dünya kamuoyu bu operasyonu, uluslararası hukukun sınırlarını zorlayan bir eylem olarak yorumladı. Bu operasyonu, Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı bir eylem olarak niteleyen pek çok otorite, “egemenlik ilkesinin ihlali” olan bu durumun yarın için ciddi bir “su-i misal” olacağını ifade ettiler. Ancak kınamalar dışında dünya bu eylemi öyle veya böyle kabullenmiş oldu.

Trump, bu hamleyle “Yeni Monroe Doktrini”ni metaforik bir biçimde deklare etmiş oldu. Bu yeni duruma göre yeni güç odaklarının yeniden teşekkül edeceği endişesi hâkim oldu. Trump’ın Grönland ve Kanada stratejisi, AB’yi ciddi bir biçimde endişelendirmektedir. ABD’siz bir AB’nin nasıl olacağı, Rusya ile olası çatışma, NATO’nun fiilî olarak lağvedilmese de fikrî alt yapısının çöktüğüne yönelik açıklamalar, bu endişeleri daha da arttırmaktadır. İran’da ekonomik ve sosyal şartlar muvacehesinde eylemler devam ediyor. İran-ABD gerilimi, nükleere bağlı bir kriz ve karşılıklı sert söylemlerle şekilleniyor gibi görünse de perde arkasında bunun ideolojik ve stratejik bir karşıtlığa dayandığı muhakkak. Mevcut koşullar altında taraf­ların kapsamlı bir normalleşme sürecine girmesi olasılığı zayıf görünmekte; ilişkiler, kontrollü gerilim ve sınırlı çatışma ekseninde varlığını sürdürmektedir.

6 Şubat Depremi

Bundan tam 3 yıl önce 6 Şubat gecesi saat 04.17’de merkez üssü Kahramanmaraş olan, 11 ilimizde aynı anda meydana gelen 7.6 ve 7.7 şiddetli depremlerle sadece buralarda yaşayan vatandaşlarımız değil, bütün bir Türkiye, sonra gönül coğrafyalarımız ve bütün bir insanlık ailesi derin bir acıyla sarsıldık. Devlet-millet hep birlikte el ele vererek enkazlara, yaralılara, ihtiyaç sahiplerine canhıraş koştuk. Vefat eden kardeşlerimizi gördükçe üzüldük, yaralı yahut sağ salim kurtarılanlarla ise bir nebze sevindik, Devletimiz, o gün bugündür deprem bölgesi­ne, maddi-manevi desteğini -beş yüz bine yakın konut inşası dahil- sürdürüyor. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Âmin.