Zeylnameleri buruşturdum askıdadır

Hint kumaşı değil koruyan soğuktan beni

Afrika çölünde soğutulmuş da değilim

Bakır işlemeli alın yazısıyım insanlığın

Derbeder yalnızlığımdır kapında nöbet

İkinci sesiyim aşk yağmurlarının

Himmet salasına işaret buyur

Seke seke kapındayım sultanım

Dil yakan ovasında yeter şüphelerim

Yeter takıldığı bulutlarıma müfrezenin

Sendeledim depreminde yüreğimin

Yunus çadırında ikindi söyleşileri

Sığındım güneşine Mevlana’nın

Yıkanmak lütuf sayılır göz ummanında

Sıra sıra selviler ve and içen zeytin

Dağlarımın süsü leylak esintin

Burcu burcu kokundayım sultanım

Ne var uzağında barınacak aşkın

Değer mi zaman öyküsüne yaprakların

Çiselenir de sanırsın kırağı yaz yağmurudur

Kar düşer de beyaz örtüsü dağların

Yalancı sabah aydınlık müjdeler yalnız

Asırlara bağlıdır hilkati insanlığın

Sonsuzluk kayda alınır alnında insanlığın

Sırrı ezel ve ebed olduğundan dolmaktır

Bütün varlığımla yapındayım sultanım

Diriliş ölüm öncesi onda var olmaktır

Var olmak ölüm sonrası onda dirilmektir

İçinizden biriyim ve ölümlüyüm demiştin

Bende ölüm korkuları sindiren bakıştır

Dakikalara yazılı bilinmez nakıştır

Sana ayarlanmışım, korkudan azadeyim

Sağa sola çarpsam da tapundayım sultanım.

Bu yazıyı paylaşın