Tuzlu ayaklarını çekerken denizden,
Kızıl çocuklar uyanır, sabahın üzerine.

Sıyrılmış geceden bir dağ esintisi,
Söndürüyorken erimekte olan bir mumu;

Kırağılar düşmüş ses tellerinden yükselen,
Kınalı türküler böler, üşüyen ovanın uykusunu.

Uzaklardan gelen bir kaval sesi,
Ölü bir titreyişle, uyandırır çocukluğumu,

Sıcak ekmek, keskin ıslık, titrek dudak,
Güneş değmemiş pencerelerde.

Hangi ressamın fırçası değmişse bu düşe,
Hep bir dönüş başlatır geceye,

Gölgesi düşer ölümün, yalnızlığımın üzerine.

Bu yazıyı paylaşın