Saçları uzun vakitler sardı yüreğimi.
Zenci kadınlar,
muskalı çocuklar,
tütün saran erkekler,
seher vakti
uzak diyarlara kahırlar götüren
trenin arkasından el sallarlardı hep.
Kara çığlıklı, kara bir tren.
yürekleri en bakir yerinden yoklardı.
rüzgarı saçlarına buse ederek kaybolurdu sonra;
direkler dönüp gelecek bir gelini uğurlarmış
gibi salınıp dururlardı arkasından.
Benimse, yüreğim, hâlâ dipdiri
ve uzun saçlı vakitlerin elinde
aşkını fısıldayamayan bakireler gibi,
utangaç ve asil.