Bir var, bin yoktu
Penceresi güllere açılırdı evlerin
Ebruli sokaklarının adı huzur
Zamanın öznesi çocuktu
Gece yıldızları tararken saçlarımıza
Kırlar bizi çağırırdı çiğdem sesiyle
Karda kaysak erirdi hemen yokuşlar
Yakantop biter, topaç çevirme başlar
Dönerdi dünya bir çember etrafında
Yuvalarını kalbimize yaparken kuşlar
Gök kubbeyi sırtında taşıyan evlerin
Modifiye lastik ayakkabılı çocuklarıydık
Bir dünyalığa karşılık gelmezdi mutluluk
Yorgun pantolonlarımız güz gibi kısalır
Uzardı ruhumuz içimizde açan baharda
Demek son tanığıydık o günlerin
Bahçesini cennete açan güllerin
Göğe mi çekildi yer
Kibir elbisesi mi giyer
Bizi doğuran toprak
Kaynar bir efkâr gibi içimizde