Mehmet Sertpolat

İnsan Öldürme Sanatı

Yaradılışı tersine dönmeye görsünÖlmeden kendine gömerler insanıOndan arta kalanlardırSonradan gömdükleriVicdanı kalbe defnetmek gibi Görmezden gelirler ilkinYazarak uzaktan bakıp göz ucuyla:‘Hayattayken insan nasıl öldürülür’ün kitabınıBir varmış, bir yokmuş gibi Unutarak öldürürler sonraSessiz bir köşeye atarak tenhaÇünkü insan hatıralarda öldürülür en iyiEski…

Miras

Bir şey anlatamamanın ağırlığındanHer şey/i anlatabilmenin hafifliğineH/içlenerek b/aktım varlık aynasındanGözlerimde boğulmayı göze alarakGüneşin guruba tutunması n/asılsa Hayat bir sürgünün ucundaİnsan: Heybesi kadar hülyaRuhun kızıl elması itminansaTüm yarım k/almışlıklar adınaBir hayal kırıklığıdır dünya Ben: Hudutsuz yanılgılar ülkesiY/önü savruk bir n/isyanın öznesiKalbinin…

Sonbahar Atlası

Dışarda nobran bir rüzgârEğilmiş kasımpatıların saçlarını yolarNe hatmi hatmi, ne hanımeli hanımeliİçine kapanan güller mutlu günlerini ararBahçem tarumar Dağ taş ölüm rengi mevsimAyrılıklardan beslenir sükûtu hayalBaharın yitik çocuğu sonbahar:Vedasız kuşlar şimdi kimin gönlüne konarBedenim ruhuma dar Kelimeler resmedemez hüznünü kalbiminYaprak…

İnsan Özetleri

Metruk kalpleri tutuyor modern kutsallarYükseliyor nabzın yazı tura attığı borsaAvuçlarda bir kor gibi online esir kamplarıUfku daralanlara aydan satılık arsa İnsan: Bir kaçışa yüklenen hayal vaadiİçine gömülü cenneti dünyaya salanİncelir hüznünü Allah’a adayan çağGeriye ne kalır ademi ademden alsan Her…

Masal

Bir var, bin yoktuPenceresi güllere açılırdı evlerinEbruli sokaklarının adı huzurZamanın öznesi çocuktuGece yıldızları tararken saçlarımıza Kırlar bizi çağırırdı çiğdem sesiyleKarda kaysak erirdi hemen yokuşlarYakantop biter, topaç çevirme başlarDönerdi dünya bir çember etrafındaYuvalarını kalbimize yaparken kuşlar Gök kubbeyi sırtında taşıyan evlerinModifiye…

Çocukluk

Kapattım dünyayla olan defterimiNe alacak kaldı ne verecekArtık ruhum vav içindeBir kuş kadar özgürBir kelebek kadar hafifSanki masallar ülkesindeyim Anladım çocuklar neden hep mutluTutkusuz bir derviş kadar dinginBulunmaz kalp kumaşları ipeksiÖyle bakarlar ki denizlerden enginDünyaları hesapsız, oldukları gibi:Tebessümlerinden beslenir cennet

Seyir

Su daima mecraında mı akarAteş hep düştüğü yeri mi yakarYüklüyoruz hayatı ha bire ezbere İnsan neden efkârlanır gurup vaktindeArabeskle bir bağı var mı hüzün nöbetlerininBir dolmuşta da olsa damardan yüklenmenin Güneşe gebe yıldızlara aldırmayan geceEn ağır anlamları yüksünmez kelimelerGözü dışarıda…

Anlam/a Durağı  

Yorulup birgün duracak bu kalpBu dünya, bu evren, giydirilen anlamHayat bir sanrı sanıladursunİnsanın içine ne gömdüğü bilinmeyecek Hayaller, gerçekler, gitgeller…Düşüncenin dünyaya yüklendiği kapıEy mekan, zamana mukayyet yapı!Ne varsa döşte palazlanan birer birer Bir de kurşun gibi tüketilen kelimelerKalpte cam kırıkları:…

Naz Makamı

Şubatlar hep kara mıdır memleketimdeKarın beyaz yüzünün gölgelendiğiİçimizi yakan kara kışlar:Bir enkazım ki, demir taraklar gezinir etimde Uyanalım diye mi sallıyorsun RabbimBir beşik gibi dünyayıDaldığımız bu rüyadan Yoksa günahlarımız mı kırıyor arzın kalbiniBir piramit gibi üst üste koyduğumuz:Ona bir gökdelen…

Şiirin Başkentinden Depremin Başkentine

         04.17                                                                                    Kurduğum sabah namazı alarmına değil, depreme uyandım. Ama ne uyanış! Uyku sersemliği, korku ve panik sarmalında ne yapacağını bilememe halinin bir terkibi. Bir sarsıntı ki ayakta durabilmek ne mümkün! Sanki devasa iki el, oturduğumuz apartmanı altından tutmuş…

Kar

Beyaz bir gölge gibiİçimdeki çocuğu uyandırır karAralar perdeyi hatıralarGünahların kararttığı dünyayaYepyeni bir sayfa açar Bir düş devri bir masalKış üstüne gelinlikMasumiyetin rengi karMelek sağnağı göklerdenKelebek kelebek akar Yıldızı sönmüş bir mazininHâlâ mahzun külleri yakarDışarda ne zaman kar yağsaGönlüm köprü, ruhum…

Boşluk

Keşke anne sen hiç yaşlanmasaydınVe ben hep çocuk kalsaydım dizlerinin dibindeGölgende boy atıp serpildikçeBir dolunay gibi küçüldüğünüHiç görmeseydim keşke Anne bak savuruyor kaderin elleriKalesi düşmüş kalbimeŞefkat pembesi yanaklarındanDökülen vefasız gülleri Gece, uyuyamadığın yatakGündüz bir ırmak gibi solmuş ellerindeİçime bir boşluk…

Murat Aynası

Ey murat aynası dünyaYaklaşan ölümün kıyısındaSana döndüm kaçırdığım trenlerin ağrısıylaTutuna tutuna güzelliğinin çağrısına Beni şehla gözlerinde boğan denizYaramda kabuk bağlayan mısraSana döndüm yazılmamış şiirlerin yasıyla Sana döndümAcı çekenle selfi çekene inatŞimdi ruhumu çimdikliyor ellerimUmut umut taş kaynıyor bağrımda Ey gönlü…

Nüfus Kütüğü

Kalp para gibi geçmezdi Doğduğum yerde babamın memleketi Bir yazıt gibi kazınmışcasına gönlüme Silemedim çocukluk düşlerimden Hor bakışların vurduğu etiketi   Daralarak etrafımdaki çember Eşkıya sözlerin benlik kuşatmasıyla Rüyaları rehin alınan bilinçaltım Ruhumu bölen bir ayraç gibi Kompleks olur yağardı…