Şubatlar hep kara mıdır memleketimde
Karın beyaz yüzünün gölgelendiği
İçimizi yakan kara kışlar:
Bir enkazım ki, demir taraklar gezinir etimde
Uyanalım diye mi sallıyorsun Rabbim
Bir beşik gibi dünyayı
Daldığımız bu rüyadan
Yoksa günahlarımız mı kırıyor arzın kalbini
Bir piramit gibi üst üste koyduğumuz:
Ona bir gökdelen kibriyle bakan
Yahut göz yumduğumuzdan mıdır karanlığa
Bizi sarması İbrahimi yakmayan ateşin
Hoyrat bir boşluğun bizi kucaklaması
Kıyamet gibi yerin ta yedi kat altından
İçimizde aç kaldı bizi doyurmayan iştah
Çadırlar ki dilsizdir muhacir kamplarında
Alan belki de onların yurtsuz düşleridir
Bir halıyı çeker gibi ayaklarımızın altından
Kaderin büyük resminde bizi yoklayan keder
Bir ölüm ki, ölüm içinde telaşa düştü
Allah’ım! Bu cüretkâr sualimi cehlime ver:
Sonumuz geçmiş kavimlerde kaç helak eder?