Günümüzün hızlı değişen ve gelişen yaşam koşulları içerisinde ihmal ettiğimiz ve ihmal ettikçe de başımıza çok ciddi anlamda dert olan ve gittikçe içinden çıkılamaz hale gelen ahlaki değerlerin yozlaşması ve pratik hayattan dışlanması probleminin çözümüne Kur’an’dan bir demet sunmak istiyoruz. Furkan suresinin 64. ayetinde Rahman’ın has kullarının bir başka özelliği olarak şu bilgi verilmektedir: “Onlar Rableri için geceleri secde halinde ve ayakta olurlar.” Bu ayet bize gösteriyor ki şuurlu mümin, sadece gündüz yaşayan, sorumlulukları gündüz yaşamına ait olan bir varlık değildir. Zaman zaman geceleyin de Rabbini hatırlamalı ve gündüzleri olduğu gibi gecelerini de değerlendirmelidir. Kur’an-ı Kerim’de emredilen ibadetlerin tamamında en temel amaçlardan biri ve belki en önemlisi insanı güzel ahlaklı, olgun, kendisiyle iyi geçinilen, şuurlu bir birey haline getirmektir. Örnek olması babından “Namazı kıl! Şüphesiz ki namaz, kötülükten, çirkinlikten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût/45), “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi takvaya (duyarlılığa) ulaşası- nız diye size de farz kılındı.” (Bakara/183) gibi ayetleri hatırlayabiliriz.
Bilindiği üzere ahlakta temel hedef, bilginin eyleme dönüşmesi, davranışlara yansımasıdır. Söz konusu ayetlerde bize İslam’ın en temel ve önemli iki ibadetinden bahsederken şekilden ziyade özdeki değişime vurgu yapmakta ve şeklin özle uyumuna dikkat çekmektedir. Özü terk edilmiş, tahrif edilmiş şekil, cansız, ruhsuz bedene benzemektedir.
Furkan suresinin 65 ve 66. ayetlerinde ise Rahman’ın iyi ve yiğit kullarının tam bir bilinçle sorumluluk duygusu taşıdıklarına vurgu yapılmakta ve vazife ahlakına dikkat çekilmektedir. Sorumlulukların ihmali ve terkinde olası bir durum hatırlanarak, hatırlatılarak ve hatta hatırlanması gerektiği vurgulanarak diri, duyarlı olunmasının önemi haber verilmektedir. “(Rahman’ın has kulları) şöyle derler: “Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzak tut! Şüphesiz ki onun azabı sargındır (kişiyi bırakmaz, ebedidir). Orası ne kötü bir konaklama yeridir ve makamdır!”. Böylelikle Rahman’ın iyi ve yiğit kullarının ümit var olup, tedbir ve teenni ile icabında sakınarak hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Rahman’ın has kullarının bir başka erdemli hali de Furkan suresinin 67. ayetinde şöyle ifade edilmektedir: “Onlar infak ettikleri zaman israf da etmezler, cimrilik de yapmazlar; ikisi arasında orta bir yol tutarlar”. İsraf etmek yani saçıp savurmak da elini kısmak yani cimrilik etmekte Rahman’ın has kullarının özelliği olamaz. Yüce Allah, iki aşırı ucu, ifrat ve tefriti reddederken, itidali yani ikisinin ortasında bir yol olan cömertliği emretmektedir. Rabbimizin has kullarına yakıştırdığı cömertliktir. Günümüz dünyasında konuyla ilgili evrensel sorunlara bakıldığında Kur’an ayetinin içeriğinin, mesajının ekonomik, ahlaki ve sosyal bir ilaç olduğu anlaşılacaktır. Bugün açlık, sefalet, fakirlik dünyanın en temel sorunları arasında yer almaktadır. Dünya sağlık örgütünün paylaştığı veriler, açlıktan ölen çocuk ve insan sayısının korkunç boyutlara ulaştığını göstermektedir.
Diğer taraftan sahip olduğu imkânları sorumsuzca ve hesapsızca saçıp savuran, üretmeden tüketen, tekbenci, paylaşmayı bilmeyen ve hedonist bir kitlenin varlığı söz konusudur. Genel olarak hâkim olan anlayış, ayetin ifadesiyle ifrat ve tefrittir, çözümler arasında en anlamlı ve etkili olanı ise Yüce Allah’ın emri ve tavsiyesi olan itidaldir. Elindeki imkânı ihtiyacı olan ile paylaşmak ve hatta kendi ihtiyacı varken, daha muhtaç olanı kendi benine tercih etmek ancak asil ruhların erdemi olsa gerek. Şükredelim ki hala böyle asil ruhlu insanlar, az da olsa mevcut.
İnsanı, Rabbimizin yiğit ve iyi kulları arasına sokan diğer temel ahlaki özellikler Furkân suresinin 68 ve 69. ayetlerinde şu şekilde sıralanmaktadır. “Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah’ın haram (saygın) kıldığı cana haksız yere kıymazlar; zina yapmazlar. Bunu yapan kişi, kıyamet günü azabı katlanan ve içinde alçaltılmış olarak ebedi kalacağı bir ceza ile karşılaşacaktır.” Erdemli yaşamın olmazsa olmaz ilkelerinin yer aldığı bu ayetlerde ise bireyin ve toplumun emniyet ve güven içerisinde, bir ve beraberce yaşamasının teminatı olan neslin ve canın korunması ele alınmıştır. İyi ve yiğit kullar bir olan Allah’a ibadete ederler. O’nunla beraber başka ilahlar kabul etmezler, sadece O’na kulluk ederler. Doğru iman anlayışı izah edildikten hemen sonra, ahlaki faziletlerin en kıymetlilerinden olan insan hayatının değeri ve ona saygı gösterilmesi, hürmet edilmesi gerektiği vurgulanmış ve zinadan sakınmanın, iffet ve namusu korumanın da asli görevler arasında olduğu hatırlatılmıştır. Kur’an’ın bu çağrısı istisnasız bütün kutsal metinlerde yer alan temel ahlaki erdemler arasındadır. Yahudilik ve Hıristiyanlık başta olmak üzere Budizm, Konfüçyanizm, Hinduizm, Caynizm gibi dinlerin ahlak öğretilerinde de cana kıymamak, zina yapmamak temel ilkelerdendir.
Günümüz toplumlarında aile kavramının nasıl yozlaştırıldığı ve aile ahlakının nasıl değersizleştirildiği bilimsel çalışmalara konu olmuş ve çözümler aranmaya başlanmış ve maalesef anne-baba evlat arasındaki manevi bağ zayıflamış ve neredeyse kopma noktasına gelmiştir. Teknoloji ve dijitalleşme alanında zirvenin yaşandığı, her gün yeni bir icadın tanıtıldığı dünyamızda, ihmal ettiğimiz manevi alan, boş verdiğimiz ahlaki değerlerimizin meydana getirdiği boşluk toplumsal intiharımızın en büyük nedeni olacaktır. Ürettiğimiz teknolojiye ahlak, samimiyet ve takva elbisesini giydirmezsek, ürettiğimiz bu teknoloji ruhi ölümümüzün, manen iflasımızın katili olacak gibi görünmektedir. Rahman’ın kullarını, Rahman’ın has kulları seviyesine taşıyan ahlaki değerlerle dolu bir ömür yaşamak dua ve temennisiyle…