Ali Yaşat

Kağnı

Sahrada uğursuz kanat çırpınışları Bir terekte gizli bozulmamış tohum Sen içimde onsekiz bin alem Senin mabedinde saklıdır Meryem Ağır aksak yürünen helezonları Mevsimsiz yemişler sarar mı bilmem Bu alev içre bir fayrap görünür Senin işaretinde asırların özeti Her seher düşümde…

Temmuz/Ürperti

-Yağmur yağmadan duyarsın toprak kokusunu,                       Yazları her akşam böyledir Bozkır- Ruhuma işlenmiş öykünün tutsağı Ey damarlarımı kolaçan eden tütsü Bir zerre kıpırtısında düşürdüğün umut Bir heyula tenhasında (g)ördüğün Bir yaprak hışırtısında duyduğun öfke Nedendir hiddete bunca meylim bugün Nedendir…

Bir İllet Bir Soğuk Nefes

Söyleyin nedendir sustuğu dünün acıyla konuştururken şiirleri… Sürdüğüm kervan dönmedi güneşten Kayıtsız kaldım gecenin davetine Saymadım ayrılık kaçıncı eşten Kaçıncı tahrime her kişi niyetine… Boyutları yırtarak yokuşlardan Nektari zamanı kaybolan ışığa Tırsak tutkuları aynalardan Sırrını sökerek doldurur boşluğa Sadrına kalıcı…

İntizar Sancıları

İntizar sancıları bıraktın Sükûtu yar ettin züleyhanın kapısına Düşümde zemberek heyecanların Nisanda kırağı yamaçların. Belkısın şeffaf yürüyüşü Yaslanmışım zilhiccenin onuna Ruyetim görülmez Göklerimde yankılanmaz sevinç çığlıkları. Acıtıyor şehla bakışların Saklanmış çocukluğumu Süreksiz bütün lambalar Karartılar şahitsiz Küpeşteler kırık Zannıma galabe…

İpucu

Suyu çekilmiş taşların enkazında Emre amade kıvrılan saraylar Koyu bir serkeşliğin karşısında bocalıyor. Soğuğu nefes kesen izbe sokaklarımda Parçalandı ruhuma alev çizen lambalar Diriltilecek onca şaheser Zamanı bir pula takıp geri koyuyor Kelimelerin menbaında. Tut ki başlasın Adını koyalım Ne…

Karınca Rihleleri

Adem ilk indiğinde Havva ilk baktığında Yeryüzü oldu arz Takunyalarla koştular,  denizler onlarındı. Karınca rihlelerinde kıyılan nikahlara şahit En son sakladığım yerdesin biliyorum Bir yandan da korkuyorum seni orda bulmaktan Kan tutar şairin parmakları Duvarlara kazınan umutlardan Belki yastıklara dökülür…

Kelebek Takvimi

Adın mesafelere kazındı, hasretin bir volkanı andıran küllerimde dalga dalga bir dağ yamacında ferhatın diliyle soluksuz zamanlar biriktirdim. Akşam sefaları titrer gecenin alnacında utançlar dökülür çamaşır iplerinden yüreğime şırıngalanmış şifayı acılarıma sürdüğüm eczadan almış olamam. Korkular, meşruca yapılmış yanılgıdır bazen…

Sükûtun Gecesi

Ancak sen kadar sen olabilirdi ay Yıldızlardan avize tavanlı saray Düşünce düşmüş Yüzüstü kapaklanmış teammüden Ayartı bu afetten kopamaz Bitişi hüsran Ve yeniden susarcasına, uçarcasına en uç noktasından tutarcasına en ufak boşluk bırakmadan en hızlı darbelerin en karşı konulmaz sedadan…